YENİDEN BAŞLAMAK

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Kendini oldum olası hiçbir yere ait hissetmeyen biri o. İçinin karanlık ve ürpertici dehlizlerinde dolanırken çoğu zaman yaşamayı unutan, dışarıdan sakin ama içindeki fırtınalardan konuşmaya, taşkınlık yapmaya mecali kalmamış biri. Sevmekten ve ait olmaya çalışmaktan başka hiçbir suçu olmayan lakin bunu yaparken de hep kendini unutan bir fedai.

İçindeki tüm karmaşaya rağmen hayata dair o kadar çok tutkusu vardı ki. Bir ömür hayal ettiği onca şeye yetemeyecek kadar kısaydı onun için. Bu tutkuların birçoğu ile bir şekilde uğraşma fırsatı bulmuştu fakat onu ötelere götüren, hayal ederken bile içindeki ağaçların çiçeklendiği bir şey vardı. Bir çocukluk hayaliydi. Bir başlangıç kıvılcımı yaşama dair… içinin tüm karmaşasını, hayatının tüm yorgunluklarını bir çırpıda silecek tek şey; bir fotoğraf makinesiydi. Ah bir eline alsa o deklanşöre bir bassa hayata yeniden merhaba diyecekti. Bu tutku içinde o denli büyüdü ki artık rüyaları bile fotoğraf makinesi olmuştu.

‘Bir şeyi rüyanızda görüyorsanız o alanda ilerliyorsunuz demektir’ der Hüsrev Subaşı. O da bir hayali rüyasında büyütürken ilerliyordu belki de ona doğru.

Hayatımızda bazı zamanlar vardır yeni başlangıçlar için yeni heyecanlara ihtiyaç duyarız. Bir uçurtma hafifliğinde peşinden sürükleneceğimiz bir amacımız olsun isteriz. Sevgi fedaisi bu insanın dünyaya söylemek istediği çok şey vardı aslında. Ama tüm bunlar için bir başlangıca ihtiyacı vardı. Ama emindi bu başlangıç bir deklanşör ışığında, bir kadrajın içinde onu bekliyordu. Bazen bulmak, emin olmak yetmez. Peşinden koşmak, mücadele etmek gerekir. O da bunu yaptı. Uzun mesailer çalıştı amacına ulaşmak için. Ve sonunda makinesini alabildi.

Soğuk bir kış gününde fotoğraf makinesinin kocaman kutusunu taşırken dünya üzerinde daha mutlu başka insan yoktu. Bu aynı çocukken babasının çok eski fotoğraf makinesinin kadrajından bakarken hissettiği o muhteşem hisse benziyordu. Sanki ruhundaki kasvet biraz olsun dağılmış ve içinin gökyüzünde bir ilkbahar güneşi doğmuştu. Heyecanını daha fazla dizginleyemedi ve soğuk şubat günü parkta fotoğraf makinesini açtı. Yıllardır özlemle beklenen bir sevgili edası ile inceledi. Sonra tekrar yoluna devam etti.

O biliyordu ki onun kendini anlatma, kendini bulma mecrası fotoğraftı. Kendini ait hissetmediği şu dünyada ait olduğu yegane yer bir fotoğraf makinesinin kadrajıydı. Kendinden bağımsız akıp giden zamanı yakalayabildiği tek yer fotoğraf kareleriydi. Onun başlangıcı objektifti. Onun için zamanın başlangıcı fotoğraf makinesiydi.

Peki ya sevgili okur, senin başlangıcın nedir?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.