TARİHİN MERHAMETTEKİ ZERAFET ÖRNEKLERİ

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

“Dağlara buğdaylar serpin. ‘Müslüman ülkede kuşlar aç’ demesinler.” Hz. Ömer (r.a.)

Merhamet dediğimizde herkesin aklında belli başlı bir şeyler oluşuyor. Peki merhamet nedir? Sizlere merhametin ne olduğunu sorduğumda aklınıza ilk neler gelir? Merhamet etmek size nasıl duygular hissettiriyor? Mesela son zamanlarda popüler olan bazı fotoğraflarda çocukların o saf merhametini görmüyor muyuz? Peki tarihe baktığımızda biz ne kadar merhametliymişiz hiç merak ettik mi? 

  Öncelikle merhametin kelime anlamına bakalım. Merhamet kelime anlamı olarak ‘Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma duymadır’.  Bence anlam olarak bu kadar değil. Bir annenin çocuğuna duyduğu masum sevgi de merhamet değil midir? Ya da bir çocuğun ıslanan kediye kendi şemsiyesini vermesi acımadan ziyade bir sevme biçimi değil mi? Bu örnekler böyle uzar gider. Biz asıl konumuza dönelim günümüze kadar olan merhametin göze çarpan örneklerine. Merhamet ‘i tarihe not ettiğimiz olaylarla ya da günümüze kadar ulaşan eserlerle görebiliriz. Kuşu ölen bir çocuğu ziyarete giden bir peygamberin ümmeti olarak insanların yanında hayvanlar için yaptığımız merhametimizi gösteren birçok eser vardır. Mimarisiyle göze çarpan kuş evleri bunlardan biridir. Bunun yanında Osmalıların leylekleri bile düşünerek onların yeme içme, barınma ve tedavi ihtiyaçlarını karşılamak üzere açtığı Gurabahane-i Laklakan ise diğer bir örnektir. Gurabahane-i Laklakan bir hayır kurumu aynı zamanda Dünya’nın ilk hayvan hastahanesidir. 

Gurabahane-i Laklakan, düşkün leylekler evi demektir. Kuşların göç yollarının Osmanlı’nın en güzide şehirlerinden olan Bursa’dan geçiyor olması sebebiyle buraya kurulmuştur.

Aynı zamanda tarihçilerin, seyyahların ve edebiyatçıların eserlerine konu olmuştur.

Ünlü edebiyatçı Ahmet Haşim kaleme aldığı bir eserde Gurebahane-i Laklakan için şu cümleleri sarf ediyor.  ‘’Bilmem Bursa’yı gezerken gördünüz mü? Haffaflar Çarşısı’nın ortasında bir meydan var. Bu meydan malul hayvanların düşkünler yurdudur. Kanadı, bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar halkın sadakasıyla yaşarlar.” 

1931 yılında sahipsiz kalması nedeniyle yıllar içinde yıkılmış olan bu hastahane restorasyon ve röleve işlemlerinin ardından 29 Ocak 2010 tarihinde sokak hayvanları için tekrar hizmet etmeye başlamıştır.

Köşk, cami, türbe, çeşme gibi yapıların duvarlarına inşa edilen kuş evleri ise, canlılara gösterilen merhamet ve sevginin yanı sıra mimari zarafetin de sembolüydüler.

Osmanlı mimarisinde ilk kuş evi örneklerine 16. yüzyılda rastlanmaktadır. Bunlar genelde saka, serçe, güvercin gibi kuşlar için inşa edilmiştir. İstanbul başta olmak üzere Doğu Bayezid, Tokat, Amasya, Kayseri, Niğde gibi birçok Osmanlı şehirlerinde de kuş evi örneklerine rastlanmaktadır. Bu gelenek 19. asra kadar devam etmiştir.

Sanat tarihçisi Süleyman Faruk Göncüoğlu’na göre İstanbul’daki ilk kuş evi fetihten sonra Eyüp Sultan Camii’ne yaptırılmıştır, ardından bütün İstanbul yapılarına bu gelenek aktarılmıştır. Bunlar dünyada çok nadir örneklerdir. İstanbul’daki meşhur kuş evlerinden bazıları şu tarihi eserlerde bulunmaktadır: Laleli’de Sultan Üçüncü Mustafa Türbesi, Üsküdar Cedide Valide Sultan Camii, Çarşıkapı Kara Mustafa Paşa Medresesi, Veznecilerde Ragıb Paşa Mektebi, Fatih’te Sultan Birinci Mahmud Kütüphanesi…

Bazı kuş evlerinin günümüze ulaşamadığını o dönemin sanatçılarının eserlerinden görebiliyoruz. Bunlardan birisi 1843’te Antakya’yı ziyaret eden William Henry Barlett’in yaptığı gravürde Ulucami’nin minaresinde bir kuş evi bulunduğu görülüyor. Ancak kuş evinin ahşap olduğu için günümüze kadar ulaşamadığına inanılıyor.

     William Henry Bartlett Antakya Ulu Camii Gravürü

Osmanlı’nın hayvanlara gösterdiği merhametleri yabancı yazar ve seyyahların yazılarında da bulabiliyoruz.

İtalyan Yazar Edmondo De Amicis “İstanbul” adlı gezi-anı kitabında Osmanlı halkının ve medeniyetinin kuşlara verdiği önemi dile getirmiştir. “Türkler için bu kuşların her birinin tatlı bir önemi ve müşfik bir anlamı var. Kumrular aşıklar içindir, kırlangıçlar yuva yaptıkları damları yangından korurlar, leylekler her sene Mekke’ye hacca gider, yalıçapkınlar insanların ruhlarını cennete taşır. İşte bu yüzden insanlar bu kuşları hem minnet hem de Allah sevgisiyle korur ve beslerler. Kuşlar da evleri, denizi ve mezarlıkları canlandırır.”

17. yüzyılda Osmanlı coğrafyasını gezen Fransız seyyah Jean de Thevenot ise, seyahatnamesinde kuş evleri hakkında şunları yazmıştır:

“…Onların iyilikseverliği hayvanlara, bu arada kuşlara kadar ulaşır. Her gün birçok kimse pazarlara kuş satın almaya gider ve bunları serbest bırakırlar. Söylediklerine göre, bu kuşların ruhları, kıyamet gününde Allah’ın huzurunda onların iyiliklerine şahitlik edeceklerdir” demektedir. Moltke de Türkiye Mektupları adlı eserinde bizim ne kadar merhametli olduğumuzu anlatmıştır. “Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar’da bir kedi hastanesi bulursun, Bayezid Camii’nin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Birçok mezar taşının altı yalak şeklinde oyulmuştur. Buraya yağmur suları toplanır ve sıcak yaz günlerinde köpekler ve kuşların susuzluklarını giderebilecekleri küçük mikyasta bir fukara mutfağı vazifesini görür. Müslümanlar hayvanların şükranının da insanlara hayır getireceğine inanırlar.”

Velhasılıkelam hayvanlara bu kadar merhamet eden bir toplum insanlara ne kadar merhamet etmiştir siz düşünün. 1. Dünya Savaşı’nda sırtında taşıdığı Fransız askerin “Beni nedenöldürmüyorsun” sorusuna Türk askeri, “Subaylarımız bize dinde merhamet vardır diye öğrettiler. Bizde bu merhamet olmasaydı, dünyayı alırdık” demesi bunlardan sadece birisidir.

      Böyle ince ve küçük olayların yanı sıra Osmanlı devleti fethettiği hiçbir ülkeyi sömürgeleştirmemiştir. Onların duydukları dinlere saygı göstermiş ve yeri gelmiş onların kültürleri için her türlü tedbiri almıştır.

                                                                                                                                  Hatice Kübra BİLİR

KAYNAKLAR

Baykal,N (2020) , Türk Mimarisinin Minyatür Konakları: Kuş Evleri,

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/turk-mimarisinin-minyatur-konaklari-kus-evleri

Aygün Ülgen, “Türk Mimarîsinin Minyatür Yapıları: Kuş evleri,” Tarih ve Medeniyet – 7,  Eylül 1994, s. 55-58.

https://www.dusuncemektebi.com/d/170555/bir-estetigin-tarihcesi-kus-evleri
https://www.dunyabizim.com/mercek-alti/kus-evi-nedir-istanbulda-ilk-kus-evi-ne-zaman-yapildi-h31704.html

Mutlu.S (2020),  Osmalı medeniyeti’nin merhamet hatıraları : Kuş evleri

https://www.aa.com.tr/tr/yasam/osmanli-medeniyetinin-merhamet-hatiralari-kus-evleri/1890600

Fikriyat, (2017), https://www.fikriyat.com/tarih/2017/10/04/dunyanin-ilk-hayvan-hastanesi-gurebahane-i-laklakan


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.