SEN BENSEN BEN SEN MİYİM?

Ayşe Taşın tarafından tarihinde yayınlandı

Her şey ne kadar normal olmaya başladı farkında mıyız?

Kafamızı çevirdiğimiz yanda ne görebileceğimizi dahi kestiremez duruma geldik.

Herkes ortaya bir şey atıp bağırıyor…

Bir kavramdır tutturmuşlar! “Eşitlik”…

Her şeyin çıkış sebebi olan kavram…

Peki, nedir bu ısrarla ortaya atılan eşitlik kavramı?

Modern dünyada Avrupa veya Batıya benzemek diye bir kavram dolaşıyor dilimizde. Medeni diye adlandırılan bu toplumların medeniyetini kendimize örnek alalım denilip durdu yıllarca. Peki, ne oldu medeniyet denince akla gelen ecdada?

Biz başkalarına benzemeye çalışarak kendi medeniyetimizi yerle bir ettik farkında değiliz. Kadınları el üstünde tutan bir milleti kadınları necis görüp evlerine dahi almayan bir millete benzetmeye çalıştık. Sonra da kadınları obje olarak kullanan bu milleti kadınlara değer veriyor diye nitelendirip ortaya attığı eşitlik kavramının peşinden sürüklenip gittik.

Ne mi Oldu???

Kelimeler anlatır mı bu acı durumu…

Ortada ne erkek ne de kadın kaldı…

Eşitlik dediler kıyafetimizi üzerimizden aldılar, kıza erkek erkeğe kız kıyafetini yakıştırdılar.

Eşitlik dediler, tesettürümüzü çekip aldılar…

Eşitlik dediler, kadının da erkeğin de her şeyini ortaya koydular…

Ne mi Oldu???

Fıtrata aykırı davranan kadın erkek, fıtrata aykırı davranan erkek de kadın oldu.

Mahrem diye var olan, bizi biz yapan kavram yok olmaya yüz tuttu…

Masumiyet diye bir kavram vardı yerle bir oldu…

Her şey alenen ortaya konulur oldu!!!

En kötüsü de ne biliyor musunuz?

İnsanlar bu duruma saygı duyar oldu.!!

Saygı! Bence bu kavramın taşıdığı anlamda kayboldu…

Kısacası olan insanlığa oldu…

Artık herkes bağıra bağıra eşcinsel olduğunu duyurmaya koyuldu.

Propagandalar, yürüyüşler ve çocukların hayranlık duyduğu gökkuşağının renklerinden bayraklar!!!

Sizce bu bayrağın renkleri tesadüf mü?

Tabi ki hayır….

Dünya üzerinde yaşayan her birey bilir ki, gelecek nesile ne öğretirsen, neslin o yoldan devam eder.

Şimdi düşünün bakalım gelecek neslimiz olan çocuklara yönelmeleri tesadüf mü?

Şimdi bu yazdıklarıma karşı çıkıp insanların haklarını elinden alamazsınız. Herkes özgür. Bunu yapmaya da söylemeye de hakkınız yok. Hem bu doğuştan gelen bir şey değiştirilemez diyeceksiniz.

Ancak burada size şöyle bir cevap vermek istiyorum:  Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de“İki eşi, erkeği ve dişiyi yaratan odur. Ölçü konduğu zaman onları nutfeden/zigottan (yaratmıştır.)”(Necm,53/45-46) buyuruyor. Burada da görüldüğü gibi erkek ve dişi denilmiş, bir üçüncü cinsiyetten bahsedilmemiştir. Ama Allah’u Teâlâ burada bile o kadar güzel bir nizam koymuştur ki, erkek ve kadını yaratırken erkek ve kadın birbirlerini tamamlayıp anlayabilsinler diye erkeğe biraz kadın, kadına da biraz erkek hormonu yüklemiştir. Bu güzel ölçüyü bile yanlışa kullanıp eşcinselliğe meylettiler. Yani eşcinsellik var olan fıtrata uygun olan hormonları bastırıp diğer azınlık hormonu ön plana çıkarmaktan kaynaklanıyor.

Biyolojik olarak bakıldığında bile bireyin erkek ve dişi olması, bazı kromozomların varlığı veya yokluğuna bağlıdır. İnsan hücreleri 23 kromozom çiftine sahiptir. Toplamda 46 kromozomumuz bulunur. Bunların 22 tanesi  otozomlardır ve 1 tanesini de cinsiyet kromozomu oluşturur. Cinsiyet kromozomları  X ve Y kromozomlarıdır. Bu bilgilere bakıldığında bir üçüncü cinsiyeti ortaya çıkaran kromozomun bulunduğuna dair bir şey görülmemektedir. Her türlü sadece iki cinsiyetin var olduğunun kanıtlanmasına rağmen insanlar azınlık olana meyletmeye devam ediyorlar.

Peki, buna ne neden oluyor?

Pantolon erkek giysisiydi, artık erkek kız fark etmeksizin giyer oldu. Erkek çocuğuna fıtrata uygun olarak futbol, basketbol oynatmak yerine dans okullarına göndermek bunlara sebebiyet oldu. Yedirdiğimiz yiyecekler dâhil hormon dengesini alt üst edecek her şey bu duruma ön ayak oldu.

Tamam, oldu yapacak bir şey yok demeyin! Yapacak bir şey var. Tedavisi var. Gerek İslami olarak deyin gerek tıbbı olarak ama tedavisi var.

Bu tedavide, fıtrata yönelmek buna engel olacak şeyleri hayatımızdan çıkarıp bolca tövbe etmek bu sorunla baş etmemizi sağlar.

Bunun yanında tıbbı olarak tedavi için güvendiğiniz bir insanın yardımıyla size yardımcı olabilecek bir psikologa başvurabilirsiniz.

Kolombiya Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Robert birçok insanla görüşme yaparak, bu insanların psikolojik danışma ve terapi aldıktan sonra eşcinselliği bırakıp normal bireyler gibi hayatlarına devam ettiklerini gözlemlemiştir.  Ve bunu sayısız insanla yapmıştır. Dr. Robert’in yaptığı bu çalışmaya bakarak bile bunun tedavi edilebilir bir süreç olduğunu görebiliriz. Ama siz de bilirsiniz ki rehberlikte gönüllük esastır. Yani birey kendi isteğiyle bu tedavi sürecini kabul etmediği müddetçe, “Allah beni böyle yarattı ben böyleyim.” Demeye de hakkı yoktur.

Şunu da söylemek gerekir ki kötü bir duruma sahip olmak kişiye onu yapma hakkı tanımaz. Nasıl ki adam öldürmek isteyen bir insana bu isteği onu yapabilme hakkı tanımaz, aynen öyle de eşcinselliği seçmiş olan biri içinde, bu isteği ona bunu yayma ve teşvik etme hakkı tanıyamaz.

Yani sözü özetleyecek olursak medeni bir ecdadın torununun medeniyet çizgilerinin aşılmasına bu sefer müsaade etmeyeceğiz. İzin vermeyecek kale gibi karşınıza dikileceğiz. Asimile olmayacak kendi medeniyetimizin tohumlarını yeniden yeşerteceğiz. Yaptığınız şeyin kabul edilebilir bir yanı olmadığını Rabbimiz ayetinde: “Çünkü siz kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz.” (A’râf/81) diye açıklıyor. Rabbimiz razı değil bizde bu duruma razı olmayacak sonuna kadar savaşacağız.

Eşitlik mi dedi biri?

O zaman çıkan seslere karşı bizde sesimizi çıkaracağız…

Söz konusu saygı duymaksa bu tepkimize de saygı duymanız gerekir o zaman değil mi?

Son olarak;

Saygı duymayıp karşı mı çıkıyorsunuz o zaman kendinizle çelişiyorsunuz…

https://www.biyologlar.com/kromozomlar-ve-cinsiyet-cinsiyet-nasil-belirlenir

Kategoriler: Aylık Gündem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.