Savaşta Kadın Olmak

admin tarafından tarihinde yayınlandı

Kadın olmak ve savaşta kadın olmak… Fazla olan bir kelime bir kadının hayatını ancak bu kadar eksiltebilirdi belki de. Yer değişiyor, zaman değişiyor. Irk değişiyor, inanç değişiyor. Fakat hiçbir zaman değişmeyen bir şey var. Savaş kadını her yerde aynı. Çekilen cefa, savaşın kadından çaldıkları her yerde aynı…

Savaş denilince çoğumuzun aklına genellikle sıcak çarpışmaların yaşandığı kanlı muharebeler gelir. Savaşı kazanan cesur kahraman erkekleri gelir. Bizim savaş öykülerimiz de bile ana kahraman çoğunlukla erkektir. Peki bu savaşlarda kadının rolü nedir? 

Kocası ve çocukları savaşta vatan uğruna canlarını feda ederken sıcacık evinde oturup televizyondan, radyodan savaş haberlerini dinlemek mi? Hiç sanmıyorum. Tarih boyunca kadınlar, savaşta en çok zararı gören kitle olmuştur. Erkeklerin bir parça daha fazla toprak uğruna girdikleri güç mücadelelerinin acımasız sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılanlar yine kadınlardır. 

Kimisi eşlerinin ve çocuklarının ölümüne şahit olmakla, kimisi gözlerinin önünde açlıktan ve yokluktan çırpınan çocuklarının çaresizliğiyle, kimisi düşman askerleri tarafından maruz kaldıkları vahşice cinsel istismarlara katlanmakla, kimisi de sokaklardaki asker cesetlerinden kendi dost ve akrabalarını ayıklamak gibi kan donduran durumlarla sınanmışlardır. 

Tüm bu yaşanmışlıklara karşı kadın her zaman savaşın arka saflarında da yer almaz. Tarih yüzyıllar boyunca bir an bile arkasına bakmadan savaşa ön saflardan katılarak ölümü göze alan cesur kadın kahramanlara şahitlik etmiştir. Yoksa siz bebem anasız büyür de vatansız büyümez diyerek her şeyiyle canını ortaya koyup cepheye koşan Nene Hatunları unuttunuz mu?

Kadın olarak doğmakla bile çevresi tarafından maruz bırakıldığı sıkıntılar savaşla birlikte yüzlerce katına çıkmakta, artık katlanılamaz bir hale gelmektedir kadın için. Savaşa yeri geldiğinde cepheden, yeri geldiğinde arka plandan katılıyor gibi görünse de savaş tüm acımasızlığıyla her bir yandan etkisi altına almaktadır kadını. 

Fakat yaşadığı fiziksel ve psikolojik tüm bu sıkıntılara katlanması, acısını içine gömmesi gerekir kadının çünkü geride kalanların tek ümidi odur. Savaş işte o zaman biter kadın için. Çünkü onun savaşı asıl kalbine gömmek zorunda kaldığı acılarıyla geride kalanlara olması gereken umudunun arasında başlar.  Bastırdığı her bir acı kalbine sıkılan bir kurşun olur o vakit. Savaşmayın. Savaşıp kadının kalbine bir kurşun da siz sıkmayın.

Kategoriler: Edebiyat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.