ÖLÜMÜN ÜLKESİ SURİYE

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Ölüm…

Şehirlerin de ömrü var mıdır sizce?

Ya da ne zaman ölmüş sayılır bir şehir?

Yakılıp yıkılınca mı, sakinleri ölünce mi, tepeden bombalanınca mı, yoksa uğruna savaşacak kimsesi kalmayınca mı?

Tüm bu saydıklarım başından geçmiş bir ülke var, hemde bize çok yakın… hem de insanlığımızı gözetlercesine bakıyor bize sınır ötesinden…Suriye ölümün ülkesi ve Halep… artık hayaletleri bile olmayan şehir…

Ölüm az kalır, yok edilmiş bir şehir…

Aylar önce Fransa’da Notre Dame Katedrali yanarken dünya gözlerini Fransa’ya çevirmişti. İnsanlar 856 yıllık bu tarihi mirasın küllere gömülmesini gözyaşları içinde izlemişti. ‘yanan bir katedraldi’. Oysaki dünyanın orta yerinde herkesin gözleri önünde yanan bir ülke vardı. 9 yıldır yanan bu ülkeyi kimse görmedi, 9 yıldır ölmemek için direnen ama ölüme terk edilen o güzel şehirleri kimse görmedi… isyanım yanan katedrale ağlayan insanlara değil, tarihi miras mirastır hepsi çok önemlidir. İsyanım batıda çıkan bir yangın tüm dünyayı ele geçirirken, Müslüman coğrafyalarda ölen insanlar, yok edilen kentler, çeşit çeşit trajediler neden görmezden geliniyor? Neden Halep’te yıkılan tarihi cami bir katedral kadar yankı uyandıramıyor içimizde? Bunu hepimizin düşünmesi lazım.

Ölen çocukların hayvanlar kadar değer görmediği bir dünyada yaşıyoruz… Suriye 9 yıldır kaynayan bir kazan misali içindeki herkesi yakıyor, bir değirmen gibi içindekileri öğütüyor… orada çocukların dünyaya gelirken ilk öğrendikleri şey ölüm… gerçekten ölmek için doğuyorlar… bizler ise sanki duyarsızlaştık bu duruma, yarım yamallak dua edip geçiştiriyoruz… orta doğu yüzyıldır kan kusarken hangimizin uykusunu kaçırıyor bu coğrafyalarda akan kanlar?!

Bir ülke, artık uğruna ağlayan kimse kalmayınca ölürmüş… mücadele eden kimse kalmayınca…

Şimdi bakalım neler kaybolmuş, nasıl bir miras yerle bir edilmiş:

SURİYE

Antik kentleriyle, 3 din için de önemli mekanlarıyla, Abbasi mimarisi camileriyle, kadim Mezopotamya’nın orta yerindeki bir açık hava müzesidir Suriye…

– Ülkenin en eski şehri 7000 yıllık Halep…

Halep’in bu halini görünce bu şehir bir gün yaşayan bir şehir haline gelir mi? diye sormadan edemiyorum ve aklıma Üzeyr A.S geliyor. o da M.Ö 586 yılında yıkılan Kudüs’ü görünce aynı şeyleri söylemiş, bunun üzerinde Allah onu merkebi ile birlikte yüz yıl uyutmuştu. yüzyıl sonra uyandığında Kudüs’ün canlandığına şahit olmuştu gözleri. bizler görür müyüz bu şehrin ayağa kalktığını bilmem ama bu ümmet için mücizelere ihtiyaç var….

– M.Ö 3. Yüzyılda kurulmuş Asi nehrinin kenarındaki Apamea Antik Kenti savaş sırasında ciddi hasar aldı. roma döneminden kalma mozaikler parçalanıp satıldı.

– Dünyanın en önemli orta çağ kalelerinden Krak Des Chevaliers, savaş sırasında ciddi hasar aldı.

– UNESCO dünya mirasındaki El Medine Çarşısı, savaştan sonra kullanılmayacak hale geldi. artık böyle bir çarşı yok.

– Emevi döneminde 715 yılında inşa edilen Emevi Camii, savaş sırasındaki hava saldırılarında minareleri yerle bir oldu.

– Çölün gelini diye anılan Palmira Antik Kenti, savaş dolayısıyla bir çok kemeri yıkıldı, duvarları hasar aldı.

– Antik Jobar Sinagogu, tamamen yıkıldı.

Savaşın 4. Yılında  300’ e yakın tarihi eser yok edildi ve ya ciddi hasar aldı… hasar alan alanların 135 tanesi Halep’te bulunuyor.

9 yılın sonunda ‘Dünyanın açık hava müzesi’ diye adlandırılan Koca bir kültürel miras yok oldu…

En kötüsü de yok olan bunca şey dünyada hiç yankı uyandıramadı… ölen insanlar gibi ölen kültürel ve tarihi miras da bir katedral kadar meşgul edemedi zihinlerimizi…

Suriye içindeki insanları dünyanın 4 bir yanına saçılmış, şehirleri yerle bir edilmiş, kültürel mirası tarihe gömülmüş, ağlayanı kalmamış, kısacası ölmüş bir ülke…  

https://bianet.org/biamag/toplum/163014-suriye-nin-savasta-yok-olan-kulturel-mirasi

Kategoriler: Şehir, Ülke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.