ÖLÜM NASIL GİRER KADRAJA?

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Hangisi daha iyidir? Bir sabah kalkıp gittiğini öğrenmek mi,

Yoksa gideceğini bilip yavaş yavaş ellerinden kaymasını izlemek mi?

Yaşarken öldürdüklerimiz mi canımızı daha çok acıtır,

Yoksa severken ölenler mi?

Kaybetmek de bir çeşit öldürmek değil mi?

Allah insanın içine sonsuzluk hissi yaratmıştır. Ondandır kaybetme korkumuz, ondandır ölümden bu kadar çekinmemiz… kaybetmekten ölesiye korktuğumuzdan basıyoruz deklanşöre durmadan… istiyoruz ki yaşadığımız mutluluklar hep kalsın. Hapsolsun bir kareye ne zaman bakarsak o zaman canlansın. Ama her zaman mutlu etmez mutlu fotoğraflar… hatırlamak her zaman güldürmez yüzümüzü… hayattayken gömdüklerimiz vardır. Sonunun olmadığını anladığımız ilişkilerimiz vardır. Noktaladığımız arkadaşlıklarımız vardır. İşte o zamanlarda bir fotoğrafın, mutlu bir fotoğrafın aslında nasıl da hüzne dönüştüğünü görürüz. Giden arkasında bıraktığı her şeyi hüzne boyayarak gider. En çok da fotoğraflar acıtır canımızı. Tam alışıyorken karşımıza çıkan bir fotoğraf, içimizdeki en derin yaranın kabuğunu kaldırır. Fotoğraf diriltmektir, acıyı tazelemektir, insana neyi kaybettiğini gösteren şeydir.

Sevdiğimiz birine veda etmek, artık onunla olan hikayemize nokta koymak bence en sahici ölüm budur.

Birine veda ederken, onunla yaşadığın her şeye veda edersin.

Sevgine veda edersin.

Anılarına veda edersin.

Fotoğraflara veda edersin.

İçine açılan o kocaman boşlukta kaybolursun.

Hiç geçmeyecek sanırsın, hiç bitmeyecek…

İnsanın içinde öldürdüğü birinin fotoğrafına bakması ne kötüdür. Bir yanı o anlardaki gibi gülümsemek isterken, bir yanında ince bir sızı… içinde bir şeyler tekrar canlanırken tekrar yıkılma hissi… buna rağmen yaşananların hatırına elleri gitmez fotoğrafları silmeye, canını acıtsa da, tekrar tekrar yıksa da…

Fotoğrafçı her zaman mutluluğu çekmez bu yüzden. En mutlu anlarımız da elbet bir gün en acı ana dönüşüverir. Ölüm gidene değil, geride bıraktıklarınadır. En güzel ölüm de arkanda ağlayacak insanlar bırakmaktır….

Sevgili okur hani fotoğraf bunun neresinde demeyin. Hüznü içinde bir çiçek gibi büyüten biri olarak ölüm deyince aklıma gelenleri paylaşmak istedim. Kaybettiklerim, içimde gömdüklerim ama hala silemediğim yüzlerce fotoğraf var. Fotoğraf sanatı benim için sadece mutlulukları ölümsüzleştiren bir sanat değil. Her deklanşöre bastığımda gün gelir bu mutluluk nasıl bir yere dokunur acaba diye üzüldüğüm olur. Zamanın bizde bıraktığı derin izlerin taşıyıcısıdır fotoğraf, zaman geçip acı anıya dönüştüğünde, mutluluklarımız kaybettiklerimizi hatırlattığında boğazımızdaki düğümü, içimizdeki boşluğu fotoğrafa borçluyuz…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.