MUHTAÇLARIN ANNESİ: HZ. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Ümmetin en cömerti…

Rasulullah’ın soylu hanımı…

Nikahı gökte kıyılan bahtiyar…

Allah’ın nikahı ile bir batıl adeti kaldırdığı kişi…

Muhtaçların ve fakirlerin annesi…

Hz. Zeyneb binti Cahş…

Hz. Zeyneb hz. Peygamber’in halasının kızıdır. Hz. Abdullah bin cahş’ın da kız kardeşidir. Soylu bir aileden gelir. Hicretten 20 yıl evvel doğmuştur. İlk iman edenler arasında yer alır. Asıl adı Berre’yken Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber adını Zeyneb olarak değiştirmiştir.

İlh hicret edenler arasında yer alır. Hz. Peygamber Onun Hz. Zeyd bin Harise ile evlenmesini uygun görünce onunla evlenmiştir. Hz. Peygamber hz. Zeyd ile Hz. Zeyneb’in evlenmesini istemesindeki asıl sebep bir cahiliye adetini geçersiz kılmak ve toplumdaki eşitsizliğin son bulduğunu göstermek içindir. Cahiliye döneminde soylu bir hanım ile azatlı bir köle asla evlenemezdi. İslam köleliği ve sınıf farkını kaldırdığı için cahiliyeden kalma bu adet geçersizdir. Bundan dolayı da Hz. Zeyneb ile Hz.zeyd evlenmiştir. Bir nevi İslam toplumunda eşitliğin olduğunu göstermek için…

Fakat bu evlilik çok sürmeden aralarında anlaşmazlıklar çıkmaya başlamış ve Hz.Zeyd hz. Peygamber’den Hz. Zeyneb’i boşamak için izin istemiştir. Hz. Peygamber buna müsaade etmek istememiş fakat Hz. Zeyd boşamayı gerçekleştirmek durumunda kalmıştır. Kısa bir süre sonra Cebrail a.s Hz. Peygamber’e Hz. Zeyneb ile nikahının gökte kıyıldığını haber vermişlerdir. Hz. Peygamber için bu zor bir durum olmuştur. Çünkü cahiliye Araplarında bir kişi evlatlık edindiği kişinin eski karısı ile asla evlenemezdi. Evlatlık aynen öz çocuk gibi muamele görürdü. Hz. Zeyd de Hz. Peygamber’in evlatlığıydı. Bu durumda cahiliyeye göre Hz. Peygamber’in Hz. Zeyneb’le evlenmesi mümkün değildi. Allah teala evlatlık müessesesini geçersiz kılmayı murad etmiştir. Bunu da Hz. Peygamber’in hayatı ile örneklendirmiştir.

‘Bir zaman, Allah’ın kendisine lütufta bulunduğu, senin de lütufkâr davrandığın kişiye, “Eşinle evlilik bağını koru, Allah’tan kork” demiştin. Bunu derken Allah’ın ileride açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’ın önceliği bulunduğu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtlıklarının -kendileriyle beraber olup ayrıldıkları- eşleriyle evlenmeleri hususunda bir sıkıntı gelmesin diye seni o kadınla evlendirdik. Allah’ın emri elbet yerine getirilecektir. ( Ahzab süresi 37. Ayet )

Ayette belirtildiği gibi Hz. Peygamber bu hükmü açıklamakta çok zorlanmıştır. Çünkü bu o toplum için bir devrim niteliğindeydi. Kuranı Kerim’i Hz. Peygamber kendisi yazmıştır diye yapılan eleştirilere bu hadise üzerinden cevap verilir. Eğer Hz. Peygamber Kuran-ı Kerim’i kendisi yazmış olsaydı, kendisini bu denli zor bir duruma sokacak bir ayeti yazmazdı.

Allah’ın emri üzeri Allah Rasulü Hz. Zeyneb ile evlenmiştir. Hz. Peygamber’in mübarek hane-i saadetleri dünyevi zevklerden ve dünyevi nimetlerden uzak bir evdir. Orada ruhun mest olduğu çeşitli manevi rızıklar ile rızıklanırlar. O mübarek evde yaşamanın imtihanları da hayli büyüktür. Mü’minlerin anneleri türlü dünya imtihanlarıyla imtihan olmuşlardır. Hz. Zeyneb de yoklukla ve başka dünya imtihanlarıyla imtihan olmuştur. Ben Rasulullah’ın eşiyim Allah beni nimetlere boğsun gibi bir temennisi hiç olmamıştır. Normalde soylu ve zengin bir yaşam şartlarında büyümüş olmasına rağmen bu zorlu ve imtihanlı yaşamdan asla şikayet etmemiştir. Allah Rasulü’ne eş olma şerefi ona yetmiştir. Hayatta olduğu sürede deriden ürünler üretip satarak fakir fukaraya sadaka dağıtmıştır. Asla halinden şikayetçi olmadığı gibi lüks ve rahat peşinde de koşmamıştır. Her daim ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmak için çabalamış bu amaç uğruna kendi zanaatiyle ürünler üretip satmıştır. Bundan dolayı Rasulullah kendisine ‘’fakirlerin annesi’’ lakabını vermiştir.

Hz. Zeyneb r.a çokça ibadet eden bir annemizdir. Bir gün Rasulullah mescitte iki sütun arasına bağlanmış bir ip gördü. Ve sahabeye ipin ne olduğu sordu. Onlarda ipin Hz. Zeyneb annemize ait olduğunu namaz kılmaktan yorgun düşünce bu ipe tutunarak yardım aldığını söylemişlerdir. Rasulullah bunu üzerine ‘ bu ipi çözünüz. İbadette böyle zorluk yoktur. Sizler zindeyken namazı ayakta kılın’ buyurmuştur.

Hz. Zeyneb Rasulullah’ın eşi olmasına güvenmemiş, ibadete devam etmiştir. Allah’ın kendisine verdiği imtihanlardan şikayet etmemiş ve bulunduğu halin yeryüzündeki en şerefli hal olduğunun bilincinde yaşamış müstağni bir sahabidir.

Allah Rasulü bir gün zevcelerine ‘sizler arasından öldükten sonra bana ilk eli en uzun olan kavuşacaktır.’ Buyurmuştur. Bunun üzerine Annelerimiz birbirleriyle kollarını ölçmeye başlamıştır. Ta ki Allah Rasulü’nden sonra ilk Hz. Zeyneb vefat edinceye kadar. O zaman eli uzun tabiriyle Hz. Zeyneb’in cömertliğinin kastedildiğini anlamış oldular. Çünkü Hz. Zeyneb’in elinin uzanmadığı fakir o dönemde yoktur.

Hayatımızda çeşitli imtihanlara tabi tutuluruz. Bazen her yer kapkaranlık görünür gözümüze… hatta dünyadaki en bedbaht insan olduğumuzu düşünürüz. Oysa hayatımızda şükretmemiz gereken o kadar çok nimet var ki… örnek insanlar ve gök kubbemizin yıldızları sahabilerin hayatlarına bakalım. Hepsi çeşitli imtihanlara gark olmuş fakat onlar her hallerinde müstağni kalabilmişlerdir. Hz. Zeyneb, oldukça zengin bir ailenin kızıyken sonraki hayatında farklı şekilde imtihan olmuş fakat O her haliyle şükür halinde olmuştur. Gönül tokluğu ile bir hayat sürmüştür.

Hz. Zeyneb…

Ümmetin en cömerti…

Fakirlerin annesi…

Her daim ibadet içinde, her daim haline şükreden annemiz…

Allah’ın müstağni kulu…

https://www.islamveihsan.com/zeynep-binti-cahs-r-a-kimdir.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.