Site icon PATİKA TOPLULUĞU

MERHAMET VE ÇOCUK

Merhamete olan ihtiyacımızın farkında mıyız? Merhamet bir gün alıp başını gitse buz çölünde yol aldığımızı hisseder miyiz? Kaçan tadımızın merhametin yokluğuyla ilişkili olduğu kimin aklına gelir? Merhamet köklü bir ağaç. Duyguların temeli yahut çatısı: duygudaşlık/empati, sevgi, diğerkamlık, iyilik, yardımseverlik, samimiyet, değer verme… Rahman ve Rahim ism-i şeriflerinin tecellisi. Kalp inceliği, gönül yumuşaklığı. İnsanlara iyiliği taşımanın en soylu biçimlerinden. Merhamet salt acımak değil, acıyı hissedip eyleme geçmektir. Dolayısıyla merhametli insan faaldir. Başkalarının sızısını, dünyanın bütün feryatlarını içimizde hissedip o feryatların bizi eyleme davet etmesidir.

Yüce dinimiz Kur’an-ı Kerim de merhameti emretmektedir: “O sarp yol nedir, bilir misin? Köle azat etmektir. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç ve açıkta kalan bir yoksulu doyurmaktır. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti öğütleyenlerden olmaktır.” Beled, 90/12-17.Yine davranışları ve sözleri Kur’an’ın tefsiri mahiyetinde olan Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem  “Merhamet edene Rahman olan Allah da merhamet eder. Siz yerdeki bütün mahlûkata merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.” Ebû Dâvûd, Edeb, 58.demiştir. Cahiliye dönemini merhamet pınarıyla diriltmiş, ilişkilerimize merhametten bir istikamet sunmuştur.

Necip Fazıl Kısakürek’in sinemaya da uyarlanan “Reis Bey” adlı eseri merhameti konu edinir. Bir sahnesinde idamlık genç şu sözleri sarf eder: “Etmeyin Reis Bey! Siz ağlayamazsınız. Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz. Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerine göre haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden. Reis Bey! Mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim, Allah sizi de arındırsın.

Merhamet bir duygudur. Toplumsal perspektiften ele alındığında bir değerdir. Bireyciliğin ön plana çıktığı modern dünyada merhametin adı kalmıştır. Gelin bu kavramın içindeki dünyaya girelim, o derin ve kuşatıcı dünyaya. İnsanlığımızı yeniden hatırlatacak olan ilahî mayanın ruhlarımıza çalınmasına müsaade edelim. Kalplerimiz mühürlenmediyse işimiz zor olmayacaktır. Zira merhamet fıtrîdir.

Her doğan İslam fıtratı üzere doğar hadis-i şerifinin bize ihtar ettiği bir hakikat üzerinden devam edelim. Yukarıda merhametin insanın yaratılışında tabii bir meyil olarak bulunduğunu, Kur’an ve Sünnet ile merhametin yaşatılması gereken bir değer olduğunu ve sağduyulu herkes tarafından merhametin vazgeçilemez bir unsur olduğunu söyledik. Tüm bu parçalar aslında bize şunu söylüyor: Fıtratı bozmayın. İnsan ruhundaki iyiliği görün ve onun yaşamasına fırsat verin. Bu ihtara muhatap bir toplumun ve daha özelde bir ailenin içine doğan insan yavrusunun kendi tabiatının tamlığına, tertemiz oluşuna halel getirmeyecek davranış kalıplarını içselleştirmemiz gerekiyor. Hatta çocuk sahibi olacak çiftlerin kendilerinde ve çevrelerinde peyderpey merhamet yoklaması yapması gerekmektedir. Bazı araştırmalar, 6-10 aylık çocukların, etraflarındaki yetişkinleri, başkalarına yönelik sergiledikleri davranışlar üzerinden değerlendirdiklerini gösteriyor. Bu çocuklar, başka insanlara karşı yardımsever tutumları olan kişileri, tarafsız ya da olumsuz tutumları olan kişilere nazaran daha fazla tercih ediyorlar. Bu bulgu bize pek çok şey söylüyor, örneğin merhameti henüz kavram olarak idrak edemeyen yavrunun onu nasıl sezdiğini, tabiatının merhameti arzuladığını gösteriyor. Çocuğun çevresindeki yetişkinlerin ise çocuğa model davranışlar sergilemesi için büyümelerini beklemek gerekmediği sonucuna da ulaşabiliriz. Bu açıdan ele alındığında çocuk yetiştirmek, daha özelleştirecek olursak,  merhametli çocuklar yetiştirmek aslında kendimizi yetiştirme ve geliştirme gayreti içinde olmamız anlamına geliyor. Hâl dilinin kâl dilinden tesirli olduğunu hatırlatalım. Hem de çocuk sevdiği kişinin davranışını taklit etmekte zorlanmaz.

Çocuklarımızı merhametle tanıştırmanın ilk ve en etkili yolu merhamet değeriyle mezcedilmiş gündelik yaşantımızdır. Oturuşumuza, kalkışımıza, hitap biçimlerimize, iletişimimize, insan ilişkilerimize sızan merhamet, henüz onun sözlükteki anlamını öğrenmeyen çocuğumuz tarafından bir yaşam biçimi olarak edinilecektir. Bu edinim çocuğumuza karşı olan sorumluluklarımızdan birini belki de en önemlisini yerine getirdiğimizi gösterir.

Çocuk merhametin hem kaynağı hem de konusudur. Yetişkinin hilkatinde çocuğa merhametli davranma eğilimi vardır. Biliriz ki onun bir yetişkine göre acziyeti bulunmaktadır. Duyguları ve hayat karşısındaki tecrübeleri zaman içinde şekillenecektir. Bu nedenle onlara karşı rikkat ile davranmamız gerekmektedir. Her birimiz küçükken anne babalarımızın içimize ektiği zihinsel ve duygusal tohumlarla büyüyoruz. Ekilen tohumlar şefkat, sevgi, saygı kaynağı olmasını dileriz. Buna delil gösterilecek ilk duygumuz belki de “çocuğumuzun iyiliğini” istememizdir. Ne yazık ki bazı ailelerde bu tohumların arasında korku, yaptırım, suçluluk duyguları da bulunuyor. Çocuğun ruh dünyasını yetişkininkinden ayırt edemeyen ve gelişim seviyesinin farkında olmayanlar çocuğa hoyrat davranıyor. Bu gibi muamelelere maruz kalmış çocukların ihmal edilmişlikleri, zarara uğramışlıkları hemen fark ediliyor. Büyüdükçe filizlenen bu tohumlar çocuğumuzdan hayat neşesini çalıyor, suça meyilli, bağımlılıklara yatkın bir insan oluyor. Yine Reis Bey eserinden çarpıcı birkaç cümle ile tarafımızı seçmeye çağırıyorum: “İnsandaki kötülük iktidarını döve döve pekiştirmek yerine, hohlaya hohlaya yumuşatmak. Merhamet! Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir… Baş aşağı bir cemiyeti, baş yukarı edecek bir kudret. (…) Hepimiz buz çölünde yol alıyoruz. Aldığımız nefesler bile, sipsivri kayalar şeklinde donuyor. Bakarken gözle bıçaklıyor, dinlerken kulakla zehirliyoruz! Damak kirletiyor, el donduruyor! Bütün bunların kanunlarını bilmiyoruz da kanun çıkarmaya kalkıyoruz! Olur mu hiç? Sen kaplanı yetiştir, besle, sonra pençe atıyor diye kement at, ipe çek. Yazıktır kaplana, günahtır kaplana, merhamet!” Evet, bu kısır döngüden merhametin iyileştirici gücüyle çıkabiliriz.

Merhameti keşfedeceğimiz başka bir nokta ise dinlemek sanatının ve işitmek yeteneğinin yeniden işlerlik kazanmasıyla ilişkili. Çocuklarımızın matematik becerilerinin üzerine düştüğümüz gibi nasıl iyi bir dinleyici olabilir sorusunun ardına da düşmeliyiz. İyi dinleyicinin özellikleri başka bir yazının konusu olabilecek kadar kapsamlı ve mühim bir konudur. Burada dinlemenin bizi ulaştıracağı duyarlılığa dikkat çekmek istiyorum. Küçüklüğünden itibaren başka fertlerin sevinç ve üzüntülerine duyarsız kalmış ve böyle ortamlarda yetişmiş bir çocukta merhamet ve şefkat duyguları gelişmesi zor olmaktadır. Çocukların merhametli davranışlar sergilemesine yardımcı olmak için hayatın içindeki acılara kulak kesilmesine imkân vermeliyiz.

Türkiye’nin Maarif Davası adlı eserinde Nurettin Topçu “Bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun, her hareketimizin ahlâki değeri olduğunu tanıtsın, hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin…”(s. 47)  ifadelerine yer vererek eğitimin ve öğretmenin öncelikli amacının ahlaklı ve şahsiyet sahibi insanlar yetiştirmek olduğunu söyler. Adı geçen eserde ve pek çok yerde ahlak ve ahlak eğitimi ile ilgili görüşlerini ifade eder. Bu nedenle toplumu var eden ve ayakta tutacak olan değerlerin kaybedilmemesine özen gösterilmeli; ailede başlayan merhamet eğitimi okulda devam etmelidir. Bunu sağlamak yalnız öğretmenin üstleneceği bir vazife değildir. Okuldaki tüm personelin bu çemberde yeri vardır. Sınıf içindeki faaliyetlere bakıldığında, olumlu bir sınıf iklimi oluşturmak belki de ilk basamak olur. Sınıf yönetiminin ve disiplinin nasıl sağlandığı konusu da merhamet eğitiminin bir parçasıdır. Katı kurallar yerine, uygulanabilecek en iyi disiplin tedbiri öğretmenin bilgisi, nezaketi, şefkati, sabrı, öğrenciye göstereceği sevgi ve merhameti olmalıdır.

Merhamet eğitiminde başkasının varlığını hissedebilme önemli bir adımdır. Sınıfta tek tek bireysel karakterler oluşturmak yerine, sınıf ruhu, birlik beraberlik ruhu oluşturulmalıdır. Yaş aldıkça sosyalleşmekteyiz. Sosyal becerilerimiz topluluk içinde ifade gücüne kavuşur. Sınıf ortamlarının merhamet davranışlarının sergilendiği yerler olabilmesi için sınıf ruhu oluşturmak güzel tablolar meydana getirecektir. Yardıma ihtiyacı olan bir arkadaşına yardım etme, hasta bir arkadaşıyla ilgilenme, sınıfta yaşanan kazalar vb. hayatın içinden gelen hadiseler çocukların yeni davranış biçimleri kazanmasına vesile olur. Bunlara ek olarak öğretmen,  etkinliklerle gösterim yoluyla, dramatik canlandırmalarla, hikâyelerle, şarkılar ve çizgi film aracılığıyla daha farklı senaryoları merhamet eğitimi açısından sınıfa taşıyabilir. Öğretmen ve aile birbirleriyle iletişimde olarak ortak tutum geliştirmeli, okulda öğrenilenler evde devam ettirilmeli. Okulda kazandırılması amaçlanan değerlerin evde de desteklenerek çocuğun bu değerleri özümsemesi kolaylaştırılmalıdır.

İstemeyin çocuklarınızdan

Olağanüstü bir hayat için çabalamalarını

Hoştur gerçi böyle bir arayış

Fakat ahmakçadır da

Yardım edin onlara bulmakta

Hayret hissini ve olağan bir hayatın mucizesini

Domateslerin, elma ve armutları tatmanın

Keyfini öğretin onlara

Nasıl ağlanır gösterin, öldüğünde hayvanlar ve insanlar

Gösterin onlara bir elin

Dokunuşundaki sonsuz mutluluğu

Ve olağanın canlanmasını sağlayın onlar için

Olağanüstü zaten bakar başının çaresine.

William Martin

Tuğçe GÜLDİKEN

Kaynaklar

  1. Nurettin Topçu’nun Eğitim, Okul ve Öğretmen Anlayışı: Akademik Kaynak, ISSN: 2687-6310
  2. Kıral B., Başdağ S. (2017), Sınıf Öğretmenlerinin Merhamet Eğitimine İlişkin Görüşleri. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
  3. Sayar, K. (2012). Merhamet Kalbe Dönüş İçin Son Çağrı. İstanbul: Timaş Yayınları.
  4. Diyanet İşleri Başkanlığı, 21 Aralık 2018 tarihli Varlığın İlahi Mayası Merhamet isimli Cuma Hutbesi
Exit mobile version