KAF DAĞININ ARDINDAKİ MASALSI ŞEHİRLERİN ÜLKESİ: İRAN

Elif Çivi tarafından tarihinde yayınlandı

Doğunun insanı yutan bir büyüsü vardır. Doğuyu anlatan kitaplarda, filmlerde bile bu hissedilir. İnsanın her yerini sarar, hücrelerine kadar işler doğunun kültürü. Duygu eksenli bir medeniyet olduğundandır belki de. İnsanın, mekanın, havanın, doğuda her şeyin insana anlatacağı bir şey vardır.

Doğuya yolculuk ötelere, başka zamanlara yapılan bir yolculuktur sanki.

Kaf dağının ardından gelen tılsımlı bir sestir doğu…

Kulağımıza kimi zaman Hafız’ın, Fuzuli’nin mısralarını fısıldar bazen…

Bazen ilmi yolculuklara çıkartır bizi…

Doğu deyince, edebiyat deyince, duygu deyince akla gelen ülkelerden biri;

KAF DAĞININ ARDINDAKİ MASALSI ŞEHİRLERİN ÜLKESİ: İRAN

Bazı duygular bazı şehirlerin mayasına çalınmıştır İran bu cümlenin yaşayan örneğidir.

Dünyanın en büyük kültürel birikimlerine sahip ülkelerin başında gelir İran…

Dünyanın yarısı adı verilen isfahan,

Dünyanın en eski şehirlerinden olan Ölümün, ve rüzgarların şehri Yezd,

Sokakta bile yapılan edebiyat sohbetleriyle

Her şehri ayrı bir masala konu olacak bir ülkedir İran…

Doğu deyince belkide bizim ülkemizin doğusunda yer aldığı için akla ilk gelen ülkelerden…

Dünyanın en eski medeniyetlerinden birine sahiptir. Fars kültürü deyince insanın kulağına uzaklardan bir yerden santur ile karışık kanun sesi geliyor sanki…

Müzikleri bile kendine has, kapalı başlı kadınlarıyla gerçekten nevişahsına münhasır bir ülkedir İran.

İslam toplulukları içinde de farklıdır İran topluluğu… Benimsedikleri Şia mezhebiyle tüm Müslüman toplumlardan farklı uygulamaları vardır. Yine dünyadaki en eski tek tanrılı dinin, Zerdüştlüğün ev sahibidir.

İran tam bir kültür kavşağıdır dünyanın. Bir yanda Sasani ve Pers kültürü, bir yanda Zerdüştlük, bir yanda Şii gelenekleri… İran sıkı yönetime rağmen oldukça renkli bir ülkedir.

MASALSI BİR ŞEHİR: YEZD

Zamanın birinde uçsuz bucaksız bir çölün ortasında tüm dünyadan izole bir halk yaşarmış. Bu halkın inanışına göre insan dünyada işlediği günahlar yüzünden kirlenmiştir. Bundan dolayı ölünce  toprağa gömülemez, suya atılamaz, yakılıp havaya karışamaz. Oldukça farklı bir yöntemi vardır bu halkın ölülerden kurtulmak için geliştirdikleri… şehrin biraz dışında kuleler inşa edilmiş. Ölen kişi oraya rahipler eşliğinde götürülüyor, çölün ortasındaki, cehennem vari sıcaklığın ortasındaki bu kulelere bırakılıyormuş. Ölülerin etinin kokusunu alan akbabalar ölülerin etlerini yiyor ve kirlenmiş insan oğlu hak ettiği şekilde ortadan kaldırılmış oluyormuş. Rahipler akbabalar ölüleri yiyene kadar bekler ve akbaba ilk hangi gözünü yerse ona göre ölünün öteki hayattaki durumunu belirlerlermiş. İlk sağ gözünü yerse iyi bir yere gittiğine, sol gözünü yerse de kötü bir akıbeti olduğuna kanaat getiriyorlarmış. Kulelere ölümün ebedi sessizlik olmasından dolayı ‘’sessizlik kuleleri’’ adı verilmiş.

Masal gibi geliyor kulağa. Ama dünyada gerçekten böyle bir yer var. İran’ın Yezd şehrinde bu sessizlik kuleleri…

Yezd öyle bir şehir ki çölün ortasında koca bir labirent adeta… küçük bir çocuğun kumdan kaleleri büyümüşte koca bir şehri yutmuş gibi… dünyanın en eski tek tanrılı dini olan zerdüstlüğün günümüzde yaşayan tek örneği… sessizlik kuleleri yezd şehrinde olduğuna  göre tahmin edeceğiniz üzere bir zerdüşt geleneği…

Yezd rüzgar kulelerinin şehri… mimari ile bir şehir nasıl soğutulur derseniz yezd gibi soğutulur cevabını alırsınız. Yezd’in siluetinin ayrılmaz parçasıdır rüzgar kuleleri… mimari ile klimalar yapılmış dev bir labirent sanki yezd. Bazı sokaklarının üstü kapalı. Tamamen taşlarla kaplı sıcak ve sapsarı bir şehir…

İRAN’IN SERTACI: İSFAHAN

Dünyanın yarısı derler İsfahan için… Dünyanın resmin meydanı oradadır. Yeryüzünün en zarif camisi olan Lütfullah Camii oradadır.

Doğunun inceliklerini sergileyen bir açık hava müzesidir isfahan… kaf dağının ardında saklanmış narin bir gelindir…

Burada insanlar taşlara anlatırlar sevinçlerini, aşklarını, hüzünlerini… köprüler suyun üzerine kurulur ya her yerde, isfahan’da duyguların üzerine inşa edilmiş köprü vardır. 24 gözlü, 133 metre uzunluğunda olan bu köprü adı da üzerinde siosepol köprüsü… insanlar akşam olunca bu köprünün üzerinde masalsı bir hayat yaşarlar. Gençler nehire karşı sohbet eder. Yaşlılar çaylarını yudumlar. Sanat iç içedir iran’da halkla. Ressamlar kara kalem çizer köprüde. 2. Abbas bu köprüyü o kadar çok severmiş ki her gece köprüdeki minik odasına gelir saatlerce nehiri izlermiş.

Vazifemiz ağzınıza tabiri caiz ise bal çalmak bir nebze İran’dan. Bir gün ayaklarınız, kalbiniz sizi İsfahan’a sürüklerse notu gözleriniz ve yüreğiniz versin…

AŞKIN VE GÜLLERİN ŞEHRİ: ŞİRAZ

Masalsı bir güzeldir Şiraz…

İran baştan aşağı farklı farklı güzellik çeşitleriyle boyanmıştır zaten. Bunun sebeplerinden birisinin de bu coğrafyada kurulan devletlerin genellikle edebiyat ağırlıklı olmasıdır. Fars kültüründe edebiyat daha ön plandadır. Türk kültür ve tarihinde savaşların ön planda olması gibi.

İran’da şiir bir sokak sohbetidir. Günümüzde bile.

Doğuda aşklar bir asırlıktır. Öyle şimdiki gibi hemen bitmez. Bir kez sevdi mi doğunun insanı bir daha başka maşuk görmez  gözü artık…  bir aşkın insan ömründe uzun sürdüğünü ancak doğuda görebilirsiniz.

İşte Şiraz’ın adı hep aşkla anılmıştır. Şiraz deyince akla hep aşk, gül ve bülbül gelmiştir akıllara…

Pers kültürü deyince akla yine Şiraz gelir. Okuduğum bir yazıda Şiraz’da aşkı şu cümleler ile aktarmış:

‘’ 2000 yıldan fazladır Pers kültürünün kalbi olan bu sofistike şehirde aşk; Hafız ve Sa’di’nin şiirlerinin süzüldüğü dudaklarda, Şah-e Çerağ Camii’nde türbeye yüz sürerek ağlayan çarşaflı kadının gözyaşlarında, İrem bağlarında tedirginlik içinde el ele dolaşan gençlerin yüreğinde, nargilesinin dumanını çayıyla yudumlayan Şirazlıların nefesinde yaşanıyor.’’

İrem bağları, cennete nazire olsun diye yapılan o güzeller güzeli bahçe buradadır.

Yine pembe cami diye meşhur olmuş Nasır El Mülk camii buradadır.

2000 yıllık perslerin muazzam şehri persepolis de yine Şiraz’dadır.

Kısaca İran tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetlerle çok zengin bir kültüre sahiptir.

Bu ülkede gezinirken Yezd Şehrinin rüzgar kulelerinde rüzgarın ritmine kulak verecek, sessizlik kulelerinde ölümün bambaşka bir yüzü ile yüzleşecek, İsfahan da dünyanın yarısını keşfedecek ve Şiraz’da Hafız’ın, Sadi’nin aşk mısralarını hissedeceksiniz.

İpek halılarıyla, baharatlarıyla, sürmeli kızlarıyla, İslam medeniyetinin en zarif eserleriyle, 2000 yıllık pers geleneklerinden esintileriyle,  Farabi’nin, İbn-i Sina’nın memleketi olan  İran dünyanın en etkileyici ülkelerinden birisidir.

Bir kitap tavsiyesi: İçimde İran’ı görme isteği uyandıran bir kitaptı: Nar Ağacı – Nazan Bekiroğlu

https://www.bizevdeyokuz.com/yezd-gezi-rehberi-iran/

Kategoriler: Şehir, Ülke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.