Kadının İkilemi

admin tarafından tarihinde yayınlandı

​Kadın kelimesi erişkin dişi anlamına gelmektedir. Dişi ise yavru doğuran ve yumurta oluşturan anlamına geliyor. Kadının yapısına baktığımız  zaman genel anlamda  kadın duyguları son derece yoğun yaşayabilen bir varlıktır. Bu duygular onun hayatında çeşitli kararlar aldırabilir ve bu kararlar radikal kararlar da olabilir.. Bu kararlar hem  kendisini hem eşini hem de çocuklarını etkileyebilmektedir.  
​Çalışma hayatında bulunma kararı da bunlardan biridir.
 Geçmiş zamanlarda kadının yegane rolü evinin hanımı en büyük görevi çocuklarının yetiştirilmesi konusunda baş sorumlu olmaktaydı. Geçmiş zamanda ki kadının vazife durumu İslam dininde de bu şekilde geçmektedir. Ancak hepimiz biliyoruz ki geçmişten günümüze kadının rolü farklılaştı ve sorumluluklarında artış görüldü. Anne, ev hanımı, eş olma gibi rolleri bulunan kadının rolleri arasına değişen zamanla beraber  çalışan kadın rolü de girmiş bulunmaktadır. 
Ekonomik bağımsızlığını kazanma, konforlu bir hayat yaşama, hizmet verme ve kendi kendine yeten bir birey olma isteği kadının bu rolü üstlenme sebepleri arasında yer almaktadır. Bu sebeplerin akabinde kadının özgüveninde ve özsaygısında artış görülecektir.  Tüm bu etkenler ortadayken kadın iş yaşamında bazen iş kolik dahi olabilecektir. İşte çalışıp eve gelip evde evin temizliği düzeni yemeği derken vaktinin nasıl geçtiğini dahi anlamayıp akşam erkenden uyuyabile kalmaktadır.Aşırı yoğun tempoya alıştıktan sonra özellikle gündüzleri boş kaldıklarını hissettikleri her an onlar için sadece vakit kaybından öteye gitmeyecek ve dışarıdan bu kadınlara bakıldığında yerinde duramayan iş yaparken bir yandan ‘’hiç iş yapmıyorsunuz’’ diyerek işlerini yapan hatta durup dururken kendine iş çıkartan kadın olarak görüleceklerdir.  
Kadınları iş hayatında karşılaştıkları en büyük ikilem çocukları ve iş hayatı arasında oluyor. Çocuğu olmayan ve çalışan kadınlar biyolojik saatleri ve kariyer planları arasında sıkışıp kalabiliyorlar. Çocuğun kariyerini engelleyeceği, iş-eş-çocuk arasında denge kuramama endişesi çocuk planlarının ertelenmesine sebep oluyor. Çocuğu olan ve çalışan kadınlar ise hem annelik, hem iş, hem de eş hayatında ki rollerini dört dörtlük yerine getirmek istiyorlar. Evinin kadını, çocuğuna çok iyi bakar, iş hayatında harikadır gibi söylemler kadınlarımızın hoşuna gidiyor ve egolarının okşanmasına sebep oluyor. Bu nedenle hepsini mükemmel bir şekilde yapmaya devam etmek istiyor. “Çocuk da yaparım kariyer de” diyen anneler hayatlarında mükemmeli organize etmeyi arzu ediyorlar. 

Resim

​Böyle bir durumda ev ve iş yeri arasında yoğun bir tempo başlıyor. Bir süre sonra tükenmişlik hissi içerisine giren anne, kendisini hiçbir şeye yetişememekle, organize olamamakla suçluyor. “Mükemmel anne” imajı kendisi içinde hem psikolojik hem de fizyolojik sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Aynı zamanda sürekli endişe ve kaygı sahibi oldukları için çocuklar huzursuz, korkak ve güvensiz kişiler olabiliyor. Aynı zamanda aşırı ilgiden dolayı şımarık bir kişilik de ortaya çıkabiliyor. Çünkü çalışan anne vicdanını rahatlatmak amacıyla çocuğun önüne tüm imkânları sunuyor, tüm isteklerini gerçekleştiriyor ve ilerde başkaları bu ortamı ona sağlayamadığında çocuk mutsuz ve doyumsuz bir birey olabiliyor.
 Annelikte, iş hayatında, eşlikte kusursuzluk peşinden koşan kadın kendi isteklerini ne kadar göz önünde bulunduruyor?
Bu kusursuzluğa ulaşmak mümkün mü?
Her anlamda aktif olmak şart mı şartsa neden?
Hayatımız için neleri amaçlıyoruz?


KAYNAKÇA
http://www.monapsikoloji.com/is-hayatinda-kadin-olmak/
http://haberdennehaber.blogspot.com/2016/02/kadinlarin-calisma-hayati-ve-toplumun.html
https://goo.gl/images/g5WT7Y

Kategoriler: Psikoloji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.