İSLAMIN MEDENİYET AKITTIĞI MECRA; İSPANYA

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

CİHAD YEŞERTMEKTİR: İSPANYA (ENDÜLÜS)

Rengarenk bir ülke ispanya, bir çok kültürden nasibini almış bir kültür kavşağı…

İspanyolcanın o farklı tınısıyla, flamenkonun baş döndüren ritmiyle, uykuya düşkün halkıyla ismini duyanı tebessüm ettiren bir ülke…

İspanya, aklıma her geldiğinde buruk bir hissiyata büründüğüm ülkedir.

Kaybettiklerimizi hatırlatır bana, yok edilen islam medeniyetini, katledilen yüzlerce insanı, yakılan kütüphaneleri…

İslam’ın fetih hareketinin ne olduğunu, cihadın bir toprak parçasını nasıl yeşerttiğini en güzel ispanya gösterir bize zannımca…

Bizim Avrupa’da kurduğumuz o medeniyet, dünyada bir eşinin daha olmadığı ve ne yazık ki olamayacağı bir medeniyetti. Şimdi ufak da olsa izlerini taşıyor hala…

Cihat yeşertmekti kurak toprakları ve yeşermişti iber yarımadası İslam ile…

İBER YARIMADASININ FETHİ VE BİR MEDENİYETİN DOĞUŞU

Endülüs, doğunun batıya karıştığı, medeniyet akıttığı yerdir.

Endülüs, İslam ile yeşeren, İslam ile parlayan, İslam ile gelişen bir medeniyettir.

Hulefa-i raşidin döneminde başlayan İslam fetihleri, Emevi devleti ile de büyüyerek devam etmiştir. İslam toprakları kıtaları aşmış ve Avrupa’ya kadar dayanmıştır.

O döneme damgasını vuran 3 komutan vardır; Tarık bin ziyad, Musa bin nusayr, Muhammed bin kasım, kuteybe bin Müslim

Her komutan başka bir bölgeyi fethetmekle görevlendirilmiştir. Tarık bin ziyad ve Musa bin nusayr ispanyayı, Muhammed bin kasım Hindistan’ı, kuteybe bin Müslim maveraünnehiri fetih ile görevlendirilir.

GEMİLERİ YAKMAK TABİRİ NEREDEN GELİYOR?

Gemileri yakmak, geri dönülmesi imkânsız bir işte bulunmak şeklinde geçer sözlükte. Bu tabir Tarık bin Ziyad ile çıkmıştır tarih sahnesine. O cesur komutan ispanyanın fethi için 711 yılında 7000 kişilik ordusuyla, daha sonra kendi adıyla anılacak olan cebeli Tarık boğazını geçince askerlerin asla geri dönemeyeceklerini anlamaları için tüm gemileri ateşe verdirmiş ve şu tarihi konuşmayı yapmıştır:

“Ey mücahit kardeşlerim! Arkamızda deniz¸ önümüzde düşman var. Düşmana saldırmaktan başka hiçbir şeyimiz kalmadı. Bize ancak doğruluk ve sabır yaraşır. Şunu kesin olarak biliniz ki¸ bu yarımadada cimrilerin sofrasındaki yetimlerden daha yoksulsunuz! Düşmanınız ordu ve silahları ile karşınıza çıkacak.”

Cihad Kuranı kerim’de emredilen farzlardan biridir. O dönem fetih ile yapılan cihad dönemiydi. Bundan dolayıdır ki cihad denilince gemiler yakılır, asla yeri dönülmezdi çıkılan yoldan. İslam fetihleriyle, batının haçlı seferleri arasında temel bir fark vardır. İslam gittiği coğrafyalara özgürlük, hoşgörü, medeniyet, bilim götürürken, gittiği coğrafyadaki halkın kültürüne saygı duyup korurken, haçlılar gittikleri bölgeleri katleder, asimile eder, tarihi ve kültürel mirası yok eder ve halklarını sömürür. Günümüzde hala örneklerini format değiştirmiş şekilde görmekteyiz.

ENDÜLÜS’ÜN İSPANYA’YA KATTIĞI GÜZELLİKLER

Endülüs’ün başlıca şehirleri, Almeria, Cordoba, Granada, Malaga ve bölgenin başkenti Sevilla’dır.

İslam medeniyetinin İspanya’ya kattığı güzelliklerin başında kurtuba camii gelir.

  1. Kurtuba camii

Kurtuba camii islam sanatlarının en güzel örneklerinden biridir. Yapımı 100 yıl süren ama şuan ki haline gelmesi tam 205 yıl süren muhteşem bir eserdir. Diğer islam topraklarındaki tüm camilerden daha büyük yapılması amaçlanmıştır. Simgesel olması açısından, hıristiyan bir coğrafyada inşa edilecek ilk islam eseri olması dolayısıyla böyle bir amaç taşır.  Caminin en çarpıcı özelliği sütunlarıdır:

1236’da kurtuba camii kiliseye çevrilmiştir.

  • Kurtuba şehri

Kurtuba, o devirde batı Avrupa’nın en kalabalık ve en canlı şehriydi. Bazı tarihçilere göre ise dünyanın en kalabalık şehriydi.

Kurtuba, dünyanın en büyük kütüphanelerinden birine sahipti o dönemde. İçinde 400 bin kitap bulunan büyük bir kütüphanesi vardı. Vardı diyorum çünkü Müslümanların yarımadadan atılması sonrası İslam’a duyulan kinin göstergesi olarak tüm kitaplar ateşe verilmiştir.

Kurtuba, Avrupa ortaçağı yaşarken sokakları sokak lambaları ile aydınlatılan, parke taşları ile döşeli bir şehirdi. Bunun yanında pek çok ilim adamının yetiştiği önemli bir şehirdi. Avrupa’dan, afrika’dan ve asya’dan gelen ilim aşıklarının önemli bir durağı olmuştur.

  • Devrin en ünlü ilim adamları

İslam medeniyetinin kurtuba’da yetiştirdiği önemli ilim adamları:

  • Şiir antolojisi müellifi: İbn Abdurrabbih
  • Filozof: İbn Meysere, İbn Hazm, İbn Tufeyl
  • Kelamcı, doktor: İbn Meymun
  • Fakih: İbn Rüşd
  • Müfessir ve muhaddis: Muhammed el- kurtubi

Kurtuba yabancı yazarlar tarafından ‘’dünyanın süsü’’ olarak tasvir edilmiştir.

  • Endülüs islam müziği
  • Convivencia: bir arada yaşama

Dünyada bir kere de olsa tüm dinsel farklılıklara rağmen insanlar huzur içinde yaşamayı başarmışlardır. İslam medeniyetinin endülüs’te dünyaya kattığı en önemli şeylerden birisi de budur.

İbrahim kalın, ‘’convivencia, kültürel çoğulculuğa dayalı bir arada yaşama tecrübesinin çarpıcı örneklerinden biridir.’’ Der. Özellikle tuleytula şehrinde, kiliseler havralar camiler bulunmakta, insanlar ticarette, bilimde ve diplomaside sürekli fikir alışverişi içerisindeydiler. İslamın o topraklardan sökülüp atılmasıyla bu bir arada yaşama ülküsü de tarihe gömülmüştür.

Yine Endülüs’te birçok tercüme yapılmıştır. Bu tercümeler Avrupa’nın fikri hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Haskins, bu dönemin Avrupa tarihinde ‘’12. Yüzyıl rönesansı’’ diye adlandırılması gerektiğini söyler.

  • Elhamra sarayı

İnşası 100 yılda tamamlanan, her tuğla taşına ‘’la galibe illallah’’ yazılan islamın en güzel saraylarındandır.

BİR MEDENİYETİN SONU

1492 yılı Endülüs için tarihin en kötü yıllarındandır. Yukarıda saydığımız o güzelliklerin hepsi kısa süre içinde tarihe gömülecektir.

İspanya kralı Ferdinand ve kraliçe İsabella’nın düzenlediği yeniden fetih hareketiyle Müslümanlar ve Yahudiler İber yarımdasından göçe zorlandılar ve zorla Hristiyanlığa zorlandılar. Binlercesi katledildi, engizisyon caniliği ile türlü işkencelerden geçtiler. Bir arada yaşama deneyimi olarak adlandırılan convivencia kıyamete kadar tarihe gömüldü.

Endülüs, islamın cihad ruhunun çorak, ilme ve medeniyete aç topraklarını nasıl yeşerttiğinin en güzel örneğidir. Cihadın sadece savaş olarak algılandığı şu devirde endülüsü anlamak cihadın ne olduğunu, fethetmenin neden açmak anlamına gelen bir kelimeden geldiği anlamaktır bir bakıma. Yazının başlığında da ifade ettiğim gibi;

Cihad yeşertmektir ölü toprakları, medeniyet akan bir ırmak oluşturmaktır…

Bir dize çalınıyor kulağıma, muhammed ikbal’den endülüsü hatırlayınca:

‘’Ne hayret vericiydi o Müslümanların devri;

Medeniyetleri inanılması güç bir efsane gibiydi.’’

KAYNAKÇA

Kalın, İbrahim, ben öteki ve ötesi

https://www.gzt.com/aktuel-kultur/geri-donmemek-icin-gemileri-yaktiran-cesur-komutan-tarik-bin-ziyad-2620358

Kategoriler: Şehir, Ülke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.