HÜZÜN COĞRAFYALARI

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Öyle geniş bir coğrafyaya yayıldı ki hüzün bu asırda, kanserli hücre gibi sürekli büyümekte.

Bir yangın çıktı ümmet coğrafyasında, her geçen gün başka bir ülkeyi, her geçen gün başka bir canı yakmakta.

Müslümanlar derin bir ölüm uykusundayken, narkozlu hasta gibi gözü açık acı hissetmezken bu hüzün hastalığından kurtulamayız.

Hüzne konu olacak ne çok ülke var dünyada. Afganistan var, Pakistan, Filistin, Yemen, Suriye, Irak… doğu Türkistan var. Zulmün her çeşidinden tadan doğu Türkistan halkı var. Uzayda bir zerre olan dünya için biraz fazla değil mi hüzün coğrafyaları…

HÜZNÜN KAPI KOMŞUSU: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin’in kuzey batı komşusu olan doğu Türkistan, büyük Türkistan’ın doğu kısmı olduğundan bu ad ile anılmaktadır. Başkenti urumçidir, nüfusu 40 milyondur. Nüfusunun büyük çoğunluğu Uygur türküdür. 1949 dan beri Çin işgali altındadır. Çin 1949 yılında kurtuluş ordusuyla doğu Türkistan’ı işgal etmiş ve kendisine bağlamıştır. O günden bu yana da yoğun bir asimilasyon ve baskı politikası yürütmektedir.

Doğu Türkistan topraklarında tarih boyunca pek çok büyük alim yetişmiştir. Bunlardan bazıları;

  • İmam Buhari: kütübü sitte olarak anılan 6 büyük hadis kitabının ilki olan sahihi buhari yazarı ve büyük hadis alimidir.
  • İmam Tirmizi: kütübü sitte yazarlarından büyük hadis alimidir.
  • İbn Sina: tıb ilminde bir ekol haline gelmiş büyük bilim insanı ve alim.
  • Farabi: islam filozofu, Aristo’nun felsefesini geliştirdiği ve Aristo’yu tercüme ettiği için kendisine muallimul sani yani 2. Öğretmen denilmiştir.
  • Uluğ bey: gök bilimci
  • Serahsi: fıkıh alimi
  • Biruni: matematikçi ve gök bilimci
  • Harezmi: cebir ilminin kurucusudur.

Tarihte beri Türk olan, tarihten beri Müslüman bir halktır doğu Türkistan halkı… öz vatanında esir düşmüş öz vatanında kendi kimliğini kaybetme savaşı veren ülkedir doğu Türkistan…

güneş doğudan doğar fakat doğu Türkistan insanlığın battığı yerdir. Orada çocuklar hüzne açar gözlerini… hayatları boyunca var olma mücadelesi verecekleri bir ülkedir. Her gün kimlik savaşı verecekleri topraklardır.

  • Doğu Türkistan’da erkeklerin sakal bırakması yasaktır.
  • Kadınların tesettürlü dolaşması yasaktır.
  • Namaz kılmak yasaktır.
  • İçki içmek zorunludur. Müslüman olduğu anlaşılan bir insan sokak ortasında içki içmeye zorlanabilir.
  • Bölgede Türkçe konuşmak yasaktır. Eğitim dili Çincedir.
  • Sigarayı bırakmak yasaktır.
  • Cami veya mescide gitmek yasaktır.
  • Cenaze töreni yapmak yasaktır.
  • Whatsapp açmak yasaktır.
  • Çin hakkında kötü söz söylemek yasaktır.
  • Arapça ibare bulunan kıyafet giymek yasaktır.
  • Okulda ana dilini konuşmak yasaktır.
  • 2 çocuktan fazla çocuk sahibi olmak yasaktır. Zorunlu kürtaj ve kısırlaştırma vardır. Doğu Türkistan’da kadının doğurganlığına savaş açılmıştır. Anneliğe savaş açılmıştır.

Doğu Türkistan’da Türklüğe ve Müslümanlığa savaş açılmıştır. Müslümanlığın birleştirici gücüne savaş açılmıştır.

Bu saydığım ‘suçlardan’ birini işleyen Uygur türkü asimilasyon kamplarına gönderilir. Ve süresiz olarak orada kalır.

Çin hükümeti doğu Türkistan çöllerinde eğitim ve rehabilitasyon adı altında yüzlerce Uygur türkünü asimile etme çabası içerisindedir. Kamplar her geçen gün çoğalmaktadır. Hem de dünyanın gözleri önünde. Kamplarda çeşitli işkenceler uygulanmaktadır fakat Çin hükümeti bunların hepsini inkar etmektedir.

Doğu Türkistan halkı dünyanın en mutlu insanları olarak adlandırılırken yıllardır hüznün her rengini giysi olarak giymektedir adeta.

Zulüm farklı kılıklara girmiş olarak dolaşır o topraklarda. Tüm bu yaşananlara rağmen doğu Türkistan’daki bu çığlıklara kulaklarımızı tıkamışız adeta. Haritada yerini bile bilmediğimiz o ülkede sadece Türk ve Müslüman olduğu için zulüm gören bir halk var.

Hani her fırsatta Suriyeli kardeşlerimize ‘Arap’ etiketi yapıştırıp iğneleyen, Filistin meselesi denildiğinde ‘onlarda topraklarını sattı, Osmanlıya ihanet etti’ diye tüm arap ümmetine hain yaftası yapıştıran sevgili Müslüman ve Türk kardeşlerimizin kaçı Türk olan doğu Türkistan’dan haberdar? Onlar hem Türk hem de Müslüman olduğu için zulmün her türlüsünü yaşarken bizler nelerden şikayetçiyiz bir düşünelim. Hüzün bize yakışmıyor efendiler, hüzün doğu Türkistan’da yaşamanın adıdır. Hüzün baştan aşağı doğu Türkistan’dır.  Kaçımız tesettürü ile okula gidebilmenin hatta sokağa çıkabilmenin şükrünü eda ediyor?

Aksesuar olarak sakal bırakan Müslüman ve Türk kardeşlerimizin kaçı Müslüman olduğu için, efendimiz s.a.v’in sünneti olduğu için sakal bırakan doğu Türkistanlı kardeşlerimizi aklına getiriyor?

Bu çocuğu istemiyorum diye isyan eden genç Müslüman ve Türk anne adayı kardeşimiz biliyor mu doğu Türkistan’da bir kadın anne olmak için bile devletten izin almak zorunda kalıyor?

Fani olan her şey için üzülürken, göz yaşlarımızı küçük şeyler için akıtırken bir defa da aklımıza doğu Türkistan gelsin. Ve bu yazıyı okuduktan sonra düşünelim biraz ya biz de hüzün coğrafyalarından birinde, doğu Türkistan’da doğsaydık?!!

https://www.uygurhaber.com/cin-nazi-kamplarina-gonderilmeye-neden-olan-48-gerekce

https://www.dogu-turkistan.net/2014/04/07/dogu-turkistan-hakkinda-genel-bilgiler/ https://onedio.com/haber/bu-zulum-ne-zaman-bitecek-muslumanlarin-dogu-turkistan-da-yasadiklarini-daha-iyi-anlamaniz-icin-mutlaka-okumaniz-gereke

Kategoriler: Şehir, Ülke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.