FOTOĞRAFA FERASETLİ BİR BAKIŞ

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Sahi ne çok şeyimiz yarım kaldı…

Sokakta yürümelerimiz mesela…

Arkadaş toplantılarımız…

Bitirilmemiş cümlelerimiz…

Nokta koyulmamış vedalarımız kaldı…

Gezeceğimiz yerler, izleyeceğimiz sinemalar yarım kaldı…

Karşılıklı içilecek bir bardak çay, bir fincan kahve yarım kaldı…

Bahar güneşi doğmazken üzerlerimizde, ne çok söz kaldı sinelerimizde…

Namazlarımız kaldı cemaatle kılınacak, camilerde saflarımız yarım kaldı…

Cuma salaları yarım kaldı…

Kabe… kabe yapayalnız kaldı…

Kuşlara emanet edilen mabedlerimiz kaldı geriye…

Bizler sağlığımız uğruna özgürlüğü yarım kalan insanlar olduk….

Peki hangimiz görebiliyor bu hadise ardındaki hikmetleri?

Hangimiz ‘biz haddimizi aştık Ya Rabbi’ diyebiliyor?

Hangimiz feraset gözlüğü ile bakabiliyor bu karanlık imtihana?

Dünyada bu kadar masum kanı akarken sessizliğimiz yanımıza mı kalacaktı gerçekten?

Kısa bir süredir evlerdeyiz, gördük ki bu kadarcık esaret bile zor geliyor bir yerde, peki düşünebildik mi Gazze kaç yıldır esarette?

Günde 5 vakit camiye gitmek, Allahın huzuruna el bağlamak, hep birlikte secdeye varmak… meğer ne kocaman nimetmiş… 20 mart 2020 tarihlere ilk defa Cuma namazı kılınmayan gün olarak geçerken kaçımızın yüreği buruldu?

Dünyaca ucu görünmeyen karanlık bir tünelde olsak da, tek ışığımızın Allah’a istiğfar ve dua olduğunun bilincinde, umutla yaşamalıyız. Dünyada bu karanlıktan daha korkunç karanlığı yaşayan milyonlarca insan var, suriye, doğu Türkistan, Afganistan, filistin… afrika’da sayısız insan sayısız ülke… bu günlerde olan olayların hikmetlerini anlamak için düşünmeliyiz belki de…  Allah Teala kuranı kerimde:

‘ Hepiniz Allah’a tövbe edin, ey Mü’minler!

Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz.’ (Nur süresi,31)

‘Sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksiltmekle elbette deneriz. Sabredenleri müjdele!’ ( Bakara süresi, 155)

Buyuruyor. Sabır ve dua ile bu günlerin altından kalkacağız. Bu günler bize derin bir anlayış getirir belki de dünyanın her yerinde ölen fakat sesi hiç duyulmayan mazlumların sesini duyabiliriz.

Çok sevdiğim bir büyüğüm bu günlerde şöyle demişti: ‘hep merak ederdim ölümün kendisine gözle görülür şekilde geleceğini görse insan son vakitlerini nasıl geçirir diye’… öyle değil mi ölümün varlığını tefekküre vesile olan günlerdeyiz bir nevi…

Fotoğraflar şu ucu görünmeyen karanlık günlerde ne kadar anlamlı değil mi? Sevdiklerimize, onlarla geçirdiğimiz mutlu günlere bakarken aslında ne büyük bir nimete sahip olduğumuzu düşünüyor muyuz?

Bir mutluluğu, bir dostluğu, bir sevgiliyi kaybetmeden hemen önce fotoğraflar ne de çok şey fısıldıyor yüreklerimize… fotoğraf bir hatırlatıcı… tefekkür vesilesi hayatlarımızda… acaba o kadar mutlu olabilir miyiz yeniden diye bizi sorgulamaya iten bir malzeme…

Bir kez daha anladık mı fütursuzca bastığımız deklanşör bir zaman sonra nasıl canımızı yakıyor? Nasıl yüreğimize sancı oluyor, bir arkadaşlığın bir sevgilinin ardından o fotoğraflar… mutlu bir anın üzerinden zaman ve yaşanmışlık geçince nasıl da hüzne boyanıyor? Feraset… fotoğraf çekerken de lazım insana… durup düşünmeli bu an, bu insan sızı olur mu canıma diye…

Hüznün fotoğrafları var bir de, korkunun, esaretin, açlığın… şu zor günlerde anlayabiliyor muyuz zulüm gören coğrafyaları… yaşayabiliyor muyuz o fotoğrafları içimizde… Gazze sokaklarının sessizliği çok daha acı gelmiyor mu boş sokaklarımıza bakarken gözlerimiz?…

Bakmalıyız hepimiz hayatlarımıza, bakmalıyız şu zor günlerde ölüm gözle görülür şekilde yaklaşırken neler yaptığımıza… nimetlere şükre vesile olur belki… fotoğraf albümümüzü elden geçirelim yeniden, bize verilen neşe, mutluluk için teşekkür edelim rabbimize…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.