Emanetten Mülke

admin tarafından tarihinde yayınlandı

Bir Müslüman Feminist Olabilir mi?

Başlıktan dolayı insanın kafasında acaba mı beliriyor dimi sevgili okur. Çünkü şuan ki feminizm bu saptırılmış haliyle bir Müslümana yakışmaz öyle değil mi?  Zaten İslam dinine mensup olan bir hanımın feminist olmasına gerek yoktur sanıyorum ki, dinimiz İslam kadınlara verdiği değerle çok anılmaz mı böyle konular da…
19. yüzyılda “kadınların haklarına taraftar olma” şeklinde bir sözlük anlamı kazanan feminizm, Aydınlanma düşüncesine yaslanan ve bu nedenle de; sanayi toplumunun doğa üzerindeki hakimiyet iddiasını benimseyen modern bir proje olarak tanımlanabilir. 20. Yüzyılın sonlarına gelindiğinde “sanayi sonrası”, “geç modern”, “post modern” gibi sıfatlarla tanımlanan çağdaş Batı toplumunda ise feminizm, hem bu dönüşümlerin bir göstergesi, hem de onu değişim ve dönüşüme uğratan faktörlerden biri olmaya devam etmektedir.

Peygamber efendimizin gözbebeği Hz. Aişe, Babasının annesi diye andığı Hz. Fatıma…
Hiç değer görmeseydi kadın hor görülüp kullanılsaydı bir eşya parçası gibi, böylesine güzel iltifatlar edilir miydi?
Bak güzel kardeşim, gel şimdi şu konuda anlaşalım. Müslüman olan bir hanımın gözünün önünde böyle güzel örnekler varken karşılaştığı durumlar dahilinde böyle sapkın bir hal almış olan  ideolojiyi savunması bence gereksiz. Aksini savunacak olursan buyur büyük zevkle yazdıklarını okur ve hatta paylaşırım.

Şimdi amacımdan şaşmadan bu ay ki seçmiş olduğumuz kitaptan bahsedeyim birazda.

EMANETTEN MÜLKE
Kadın 
. Beden . Siyaset
Nazife Şişman

Kitap, yazar Nazife Şişman’ın Önsöz’deki ifadesiyle söyleyecek olursak kadın ve cinsiyet üzerine konjönktürel söylem ve dönüşümleri “emanet” ve “mülk” kavramları üzerinden okuma iddiasındadır. Kur’ânî bir kavram olan “emanet”ten maksat, diğer İbrâhimî dinler gibi kadîm İslâm geleneğinde insanın kendi bedeni de dahil olmak üzere kainatı bütün bileşenleriyle birlikte geçici bir süre için ona verilmiş bir emanet olarak görmek demektir. Halbuki Batı’da Aydınlanma denilen süreç insanı, bedeninden başlayarak tüm yeryüzünü kendisinden fütursuzca istifade ettiği bir “mülk” gibi görme eğilimindedir. Ulaşım ve iletişim çağının imkanları bu zihniyet dönüşümünü dalga dalga tüm coğrafya ve kültür havzalarına yaymakta olup kadın ve cinsiyet bağlamlı bütün söylem ve zihniyet değişimleri de bu büyük dönüşümden ziyadesiyle payını almıştır. (Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi – Yıl 11, Sayı 1, Haziran 2018)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.