EBEDİ ÖZGÜRLÜĞE GİDEN BİR YOLCU: EBU CENDEL R.A

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

Özgürlük için ödenen bedeller gördük. Peki imanı için, inanç özgürlüğü için nasıl bedeller ödenir?

Cevap yine asrı saadette. Asrı saadet inanç özgürlüğü için bir baş kaldırıdır. Defalarca bedel ödenmiştir o dönemde. İnsanlık tarihinde en büyük bedeller inançlar uğruna ödenmiştir.

Ebu cendel bin suheyl (r.a) iman ettikten sonra çeşitli işkenceler görmesine rağmen asla inancından vazgeçmeyen nadide gençlerden…

Babasına karşı durabilmiş, imanı için sevdiklerini karşısına alabilmiş gençlerden…

İslam ile müşerref oluşu Bedir gazvesinden öncedir. Babası Süheyl bunu asla kabul etmemiş, kendi öz oğluna işkence etmekten geri durmamıştır. Ebu cendel r.a 4 yıl Rasulullah hasreti ile yanmış kavrulmuştur.her fırsatta gitmek istemiştir. Ama babası Ebu Cendel r.a’yı hapsetmiş ve ayaklarını prangalamıştır. Sanki ‘kim müslüman olursa onun başına daha kötüsü gelir’ dercesine zulmediyordur süheyl öz oğluna. Ebu cendel r.a’nın Kalbi defalarca hicret etmesine rağmen bedeni gidememiştir engeller yüzünden. Ama bir gün bir fırsatı geçmiştir eline  ve  Babası Süheyl hudeybiye’ye gidince Ebu cendel bir yolunu bulup kaçmıştır müslümanların yanına. Gönle bir sevda düştü mü ne pranga kar eder, ne mahkumiyet. Gönül bir yolunu bulur. Sevmek gidebilme cesareti göstermektir her şeye rağmen.

Tam o sırada Hudeybiye Antlaşmasının maddeleri hazırlanmaktadır. Bir madde var ki müslümanların içini delip geçecek cinsten.

‘Mekkeli’lerden kim müslüman olur da Medine’ye giderse, hemen Mekke’ye geri gönderilecektir.’

Müslümanlardan itirazlar yükselir bu maddede. Ama her şerre bir hayır yaratan Allah bunda da bir hayır yarattı deyince Allah Rasülü hepsi teskin olur. Antlaşma imzalanmadan önce Ebu Cendel gelir Rasulullah’ın yanına. Sığınma talep eder. Fakat babası Suheyl itiraz eder, antlaşmanın maddesini hatırlatır. Henüz imzalanmayan antlaşma için müslüman kardeşlerinden vazgeçmelerini ister. Rasulullah itiraz eder ama suheyl kabul etmez. Ebu Cendel yalvarıyordur o sırada Rasulullah’a, Ya Rasulallah ne olur beni teslim etme diye feryat etmektedir. Zulüm değildir Ebu Cendel’e ağır gelen, hasrettir. Rasulullah’ın hasretine tahammül edemediği için yalvarmaktadır. Sahabe efendilerimiz de vermek istemezler. Hz. Ömer Ebu Cendel’e kılıcını uzatır, al ve babanı öldür özgürlüğüne kavuş diye. Ama o da çözüm değildir.

Peygamber rica eder suheyl’den. Ebu cendel’i antlaşma dışı tut diye ama suheyl ilk teslim edilmesi gereken kişi budur der kararlılıkla. Mecburen teslim edilir Ebu cendel, içler parçalana parçalana. Zulüm göreceğini bile bile vermek zorunda kalmışlardır. Müslüman antlaşmayı ilk bozan olmaz buyurmuştur Allah Rasulü.

Aradan bir müddet geçince her şerre  bir hayır yaratan Allah, bu şerre de bir hayır yaratır ve Ebu Cendel, antlaşma sonrası müslüman olup müşriklere iade edilen ebu Basir’in Sifü’l bahr mevkiinde Kureyş kervanlarına baskınlar düzenlediğini öğrenir. Ve bu defa da bir yolunu bulup Ebu Basir’in yanına gelir. Bir süre sonra Sifü’l Bahr mevkiinde yeni müslüman olup Medine’ye gidemeyen müslümanlardan bir topluluk oluşmaya başlar. Bu topluluk Kureyş kervanlarına rahat vermez. En sonunda Kureyş müşrikleri bu defa başka bir ricada bulunurlar; yeni müslüman olan bu topluluğu medine’ye kabul ediniz.

İşte sabrın sonunda bahşedilen o muazzam mükafat… bir nevi özgürlük uğruna verilen mücadele ve sonunda kazanılan zafer…

Güzel sonuçlara ulaşmak için bazen sadece kabul etmek ve beklemek gerekir. Baş kaldırı her zaman hareket ile olmaz. Bazen teslimiyet en güzel dik duruştur…

http://www.islamveihsan.com/ebu-cendel-ibni-suheyl-kimdir.html

Kategoriler: Asr-ı Saadet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.