BİR BAŞ KALDIRI ÖYKÜSÜ: KÜBA

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

”Hadi gidelim, öcünü almak için haksızlıkların, asi yıldızlar parlasın alnımızda yenemezsek ölürüz ne çıkar.” Diyor Che Guavara Küba devriminde komutanken…

Küba deyince sizlerin aklında neler oluşuyor bilmem ama ben Küba deyince Özgürlük için her şeyini feda eden bir toplum hatırlıyorum. Tüm engellemelere rağmen azim ve kararlılık hatırlıyorum.

Özgür olmak için bedel ödemek tabirine en çok uyan ülkelerden. Devrimin, değişimin ve baş kaldırının ülkesi küba…

 İlk defa Fidel Castro üniversite öğrencisiyken başlıyor devrimin öyküsü…26 temmuz hareketi olarak da adlandırılan bu ilk girişimleri sonuçsuz kalsa da halk etkileniyor ve uyanış başlıyor adeta… hezimetten doğan zafer oluyor bu… başarısız olan bu girişimin sonunda Castro yoldaşlarına ‘ bugün yenildik ama mutlaka geri döneceğiz’ diyor, ölmek var ama özgürlük sevdasından dönmek yok yani…

Bu hareket sonucu yakalanıyor yargılanıyor, mahkemede ‘beni mahkum edin, önemli değil. tarih beni aklayacaktır’ diye konuşuyor. 14 yıl hapis cezası alıyor ama kaderin cilvesi 3 yıl sonra af çıkıyor ve hapisten çıkıyor. Tutsak olduğu dönemde defalarca suikast ile karşı karşıya kalıyor ama hepsi başarısız oluyor. Sonuçta Fidel Castro sağ salim hapisten çıkıyor.

Hapisten çıkınca durmak yok yine. Özgürlüğüne kavuşmayı bekleyen bir ülkenin tek umudu o çünkü…

Hapisten çıkınca meksika’ya gidiyor. Orada yeni bir örgütlenme çalışmalarına girişiyor. Tüm amerika’yı dolaşıyor, kübalı topluluklara derdini anlatıyor. Yoldaş topluyor. Bu dönemde daha sonra devrimin komutanı olacak kişi olan genç arjantinli doktor Ernesto Che Guavara örgüte katılıyor. Daha sonra Che Guavara’yı ‘aramızda en eğitimli, en stratejist o’ diyerek  komutan ilan ediyor.

İnce ince işleniyor özgürlük baş kaldırısı, köyler dolaşılıyor, herkese tek tek anlatılıyor ve kalabalık topluluklar halinde halk gerilla hareketine katılıyor.  Kadın erkek demeden çalışıyorlar. Kadınlardan oluşan bir tabur bile kuruluyor. Özgürlük için en küçükten, en büyüğe, en zayıftan, en güçlüye herkes elinden geleni yapıyor. 25 aylık zorlu süreç ocak 1959 da zafer ile sonuçlanıyor. 26 temmuz hareketi sonuç olarak özgürlüğün zaferi oluyor.

NEDEN BAŞKALDIRDILAR?

Devrim öncesi Küba ekonomik yönden yüksek bir ülkeydi fakat ülkenin para kaynakları zengin üst takabaya akıyor, fakir gittikçe fakirleşiyordu. Castro devrim sonrası latin amerika ülkelerini gezerken: ‘ biz zengin ülkelerde yaşayan fakir halklarız. Şimdi ülkemizin kaynaklarından yararlanmak istiyoruz’ diyor. Devrim sonrası amerikan ambargosu başlıyor. Küba tüm amerikan şirketlerini ülkeden uzaklaştırıyor. Hala bu şekilde devam ediyor.

Devrim öncesi ülkenin okuma- yazma oranı oldukça düşük. Devrim sonrası eğitim ücretsiz hale geliyor ve ciddi bir okuma yazma seferberliği başlatılıyor. Küba’da eğitim oldukça başarılı, bir öğretmene 12 öğrenci düşecek şekilde…

Devrim sonra ekonomik sıkıntılar elbette olmuş. Bu dönem Küba tarihinde özel dönem diye adlandırılmış. Ama bu da özgürlüğe gönül vermiş Kübalıları bezdirmemiş ve kesinlikle boyun eğmemişler.

Kübada devrim sonrası tıpta büyük ilerlemeler olmuş. Özellikle alternatif tıp çok ilerlemiş durumda. Tıp konusunda tüm dünyayı geride bırakmış durumdalar.

Özgürlük için bir devrim geçirmiş olmalarına rağmen şuan Küba hayal ettiğimiz gibi bir özgürlükler ülkesi değil. Halkın tüm malına devlet ortak, sosyalist bir rejim olduğu için.

Ülkede devrim sonrası dinlere saygı var. Din konusunda kimse birbirini yargılamıyor.

Küba yaşam şartlarının yüksek olduğu bir ülke değil. Ama insanları mutlu bir ülke. Belki de mutluluk para ile satın alınamadığı içindir.

Castro amerikanın yıkamadığı çok az liderden biridir. 600 başarısız suikast girişimi, 57 yıl süren ambargosu Kübayı yıldıramamıştır. Bu gerçek bir baş kaldırı değil de nedir?

Castro benim dini görüşümü taşımıyor, dünya görüşü olarak bana çok ters olabilir, ama onun özgürlük için verdiği mücadele, vazgeçmeyişi, kararlılığı, davasına bağlılığı örnek alınası bir durumdur.  Bugün kudüs özgürlük beklerken, suriye kan ağlarken, arakan zülme uğrarken müslümana yakışan Castro gibi davası için büyük bedeller ödemektir. Ölmek var ama dönmek asla diyebilmektir.  Onlar batıl davalar uğruna herşeylerini feda ederken, biz hak davanın muhatapları neden böyle yılgın ve umursamaz yerimizde duruyoruz? Castro, che guavara bana dava aşkımı sorgulattı.

Bu ay ülke tanıtımı yapmadım. Kübanın renkli dünyası, devrimin gücünü gölgelesin istemedim. Sevgili okur, dilerim sende küba devriminden ilham alacak birşeyler bulursun. Ve geç olmadan bu dava için elinden geleni yapmaya koyulursun…  tarık tufan ile sözlerimi noktalıyorum: Devrim yeryüzüne yalın bir bakıştır…

Soldan sağa (Fidel Castro, Che Guavara)

http://haber.sol.org.tr/dunya/fidelin-liderliginde-kuba-devriminin-oykusu-177042

https://www.bizevdeyokuz.com/kuba-da-yasam-hakkinda-bilgi/

Kategoriler: Şehir, Ülke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.