BİLİM ŞEHİTLERİ

admin tarafından tarihinde yayınlandı

            Sevgili Okur,

Bu ayki temamız ölüm.

Yazıma başlamadan önce sizlerle ölüm üzerine hasbihal edelim istiyorum. Ölüm üzerine bir süredir düşünüyorum. Nasıl ölürüm, kaç yaşında kim bilir.

Ölüm derken bir sahipleniş var sanki kelimede.

 İnsana verilen her şey emanet; aidiyet hissettiğimiz ne varsa imtihan vesilesi bir emanetten ibaret…

Ancak ölüm kişiye ait en hakiki aidiyet Önemli olan hangi yolda ne şekilde öleceğimiz. Öldükten sonra öyle şeyler bırakalım ki ölümümüzle bir nesil yeniden dirilsin. Bir kitapta okumuştum.

‘’ Öyle bir hayat yaşayın ki Allah’ın sizi yarattığına değsin.’’ (Görgülü, 2017).

   Öyle insanlar da var ki geride yarım kalmış kitap misali…

Canlarını bu vatan için bilim uğrunda veren bilim şehitleri…

Bilim şehitlerimize değinmeden önce sizlere yeşil nükleer enerji olarak adlandırılan toryumdan bahsedeceğim.

   Toryum, başta ülkemiz olmak üzere dünya ülkeleri için çok büyük öneme sahip bir enerji kaynağıdır.    Toryum savaş uçakları motorları, füzeler, uzay araçları, yüksek çözünürlüklü kamera mercekleri, yüksek ısıya dayanıklı potalar, elektronik cihazlar, filaman kaplamaları, yüksek sıcaklık alaşımları, lüks lamba gömlekleri, bilimsel alet mercekleri, ve pek çok kimyasal işlem gerektiren alanlarda kullanılabilmektedir.      Toryum, radyoaktif bir element olarak aynı zamanda önemli bir atom enerjisi kaynağıdır. Nükleer reaktörler için uranyuma oranla temiz bir kaynaktır. Yakıt döngüsünde uranyumdan daha az Plütonyum ve Trans Uranyum elementleri sağlar. Bu doğrultuda geleceğin nükleer yakıt kaynağı olarak bilimsel çevrelerde kabul edilmektedir.

    Toryumun bilim şehitlerimizle ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim. Biraz sabırlı olunuz sevgili okur,

Toryum dediğim gibi çok önemli bir enerji kaynağıdır. Prof. Dr. Saleh Sultansoy’ un dediğine göre dünyanın enerji problemini çözebilecek en önemli kaynaklar arasındadır ayrıca Türkiye eğer toryum enerjisini kullanabilirse dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alabiliriz (Sultansoy, 2014).

    Türkiye, Dünya toryum rezervleri açısından önemli bir paya sahiptir.

Yüksek miktarda toryum bulunan ülkemizin bu işten kazançlı çıkması bazı güç odaklarının işine gelmedi.

İşte kilit nokta da burası…

Enerji ihtiyacı, sürdürülebilirlik adına varoluşun gerektirdiği bir bedeldir. Nitekim kurulan devletlerin başlıca politikalarından biri de ihtiyaç duyulan enerjinin karşılanabilmesidir (Demirbağ, 2013).

Türkiye’nin toryum rezervi potansiyeli eğer nükleer santrallerde kullanılırsa bu enerji ihtiyacımızın birçoğunu karşılayacağımız ve dışa bağımlı olmaktan kurtulacağımız anlamına geliyor. Uranyuma oranla nükleer santrallerde kullanımı toryumun daha üstündür. Gelişmiş ülkeler enerji ihtiyaçlarının birçoğunu nükleer santrallerden sağlıyor. Dünya enerji kaynakları uğruna savaşlar yapıyorlar. Özellikle nükleer silahlanma yarışı toryumu daha da önemli bir yere taşıyor.

Tarihler 30 Kasım 2007’ yi gösteriyordu. Saat 12.22 ‘’Atlasjet uçağı Isparta’ da düştü 57 ölü.

Uçakta 6 bilimadamı vardı
Ölen yolcular arasında Süleyman Demirel Üniversitesi’nin davetlisi olarak, “fizik” konusunda konferans vermek üzere Boğaziçi ve Doğuş üniversitesinden gelen bilim adamları da bulunuyordu:

Boğaziçi Üniversitesi’nden:
Prof. Dr. Engin Arık,
Araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan,
Yüksek lisans öğrencisi Engin Abat ile
Doğuş Üniversitesi’nden;
Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ,
Doç. Dr. İskender Hikmet ve
Araştırma görevlisi Mustafa Fidan.

Isparta’da düşen uçağın yolcuları arasında çok önemli 6 isim vardı.
Bu kişiler Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bilim adamlarıydı.
Nükleer fizikçiler, Isparta’da yapılan kongreye gidiyorlardı.
Nükleer Fizik Kongresi, gelen acı haber ile ertelendi.

Uçak kazasında yaşamını yitiren 6 nükleer fizikçiden 3′ü Boğaziçi Üniversitesi’nde, 3′ü ise Doğuş Üniversitesi’nde görev yapıyordu.
Yaşamını yitiren 6 fizikçiden 2′si alanlarında uzman olan profesörlerdi.

  İstanbul-Isparta seferini yaparken iniş sırasında düşen Atlasjet uçağında hayatını kaybeden 6 bilim adamının 2 yıl önce başlatılan ve DPT tarafından desteklenen ”Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı Ve Test Laboratuvarları” projesinde görevlilerdi ve önemli bir proje üzerine çalışıyorlardı.

Hepsi fizikçiydi, Prof. Arık, nükleer enerjinin temelini oluşturan parçacık fiziği konusunda dünya çapında bir isimdi.

Ve en önemlisi Türkiye’de bol bulunan toryumu, petrole alternatif enerji kaynağı olarak gösteriyordu. Ve Türkiye’ nin enerji sorununu çözecek toryumla ilgileniyorlardı maalesef yarım kaldı.

   Bir insan ancak ismi anılmadığında ölür bu isimler her daim gururla anacağımız bilim şehitlerimiz olarak bilim tarihine geçmişlerdir. Birçok kişinin bu olay için yaptığı yorum uçağın bilerek düşürüldüğü yönünde maalesef ki…

Ülkemizde birçok yararlı insan fail-i meçhula kurban gitmiştir. Bu gibi insanlar ülkemiz adına yapacağı bilimsel çalışmalarla belki de Türkiye’yi saygın bir ülke haline getirecekken bazı kesimler bundan rahatsız olmuşlardır. Bu sebeptendir ki önemli beyinlerimizin canına kastetmişlerdir.

        ELİF GÜL

KAYNAKÇA


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.