BENİ SESSİZ DE SEVEBİLİR MİSİN?

admin tarafından tarihinde yayınlandı

Bu ay patika olarak belirlediğimiz genel konumuz olumlu düşünce. Benim sizler için okuduğum kitap ise kemal Sayar’ın beni sessiz de sevebilir misin? kitabı. Daha önce kemal Sayar’ı okudunuz mu ya da tanıyor musunuz bilmiyorum ama tanımayanlar için biraz bahsedelim yazarımızdan. Kemal Sayar 1989 yılında Hacettepe üniversitesi tıp fakültesinden mezun oldu. Daha sonra Marmara üniversitesi tıp fakültesi psikiyatri ana bilim dalında uzmanlığına devam etti ve profesör oldu. Hala Marmara üniversitesi psikiyatri ana bilim dalı öğretim üyesidir. Mesleki çalışmalarının yanı sıra açık radyo ve star TV de ruhun labirentleri, TRT’de insanlık hali programlarını hazırlayıp sundu.

Kitaba dıştan bir bakacak olursak kapağında daha farklı bir resim yahut ilgi çekçi açık renkler kullanılabilirdi. Özellikle daha önce hiç kemal Sayar’ı tanımayan kişiler için Kitabın ismi kulağa ilk duyuşta popüler aşk kitabı gibi gelebilir.  İsmine takılmayıp okumanızı tavsiye ederim. Kitap bittikten sonra isim daha bir anlamlı hale geliyor. Yazarın dili çok akıcı. Sanki kitabı okumuyor da güneşli ama çok sıcak olmayan bir günde yemyeşil bir sessizliğin içinde yazarla dostça ve çok naif bir şekilde sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Ruhu dinlendiren bir tarafı var cümlelerinin. Aralarında ritmik bir uyum var tıpkı nadide bir şiir gibi. Şiir dedim ama bir o kadar da didaktik yönü var cümlelerin. Hayatın içinden sahneler gibi fakat gördüğümüzden daha gerçek daha net sahneler.

Bazen arkadaşça tavsiyeler veriyor bu cümleler. Elinden tutuyor son nefesine kadar yanında duracak bir dost gibi. Bazen bir anne şefkatiyle hislerimizi yaşadıklarımızı anlatıp kucaklıyor bizi. Bazen de yaşadığımız tüm acıları sevinçleri kabullenip dimdik arkamızda duruyor. Güven veriyor bizlere. Ama en çok da bizim kendimizle sohbet etmemizi, kendimizi dinlememizi, içimizdeki beni aramayı ve gerçek potansiyelimizi bulmamızı sağlıyor bu cümleler. Ruhumuza masaj yapıyor adeta.

Kitabın içi yazılan paragraflara işlenen konulara paralel olarak çok naif çizgilere sahip resimlerle donatılmış. Resimlerle bakılınca artık sadece bir kitap değil görsel bir şölen oluşturulmuş. Kitap kısa kısa farklı denemelerden oluşuyor. Bu sebeple okuması çok zevkli. Kesinlikle elinize geçen ilk fırsatta okumanızı öneririm.

“Elimden gelse hiç konuşmazdım der Konfüçyüs. İyi ama nasıl anlatacağız insanlara diye endişe der öğrencileri. Göğün kendisi konuşuyor mu diye devam eder üstat. Ama dört mevsim pekâlâ birbirini izliyor ve bütün var olanlar çoğalıyor. Göğün ve aşkın konuşmaya ihtiyacı yok.” yazar bazen konuşmak yerine içimizde olanları hal diliyle anlatmanın bize farklı yollar açacağını, belki de sessiz kurulan iletişimin daha sağlıklı olacağını düşünüyor ve bize de bunu tavsiye ediyor.

“Sessizliğe tahammül edemediğimiz bir zamanda yaşıyoruz artık, her şey hızlı her şey gürültülü.” kitabın arka tarafında yazıyor bu cümle. Tıpkı üst paragrafta anlattığı gibi. Yazar yaşadığımız çağın gürültüsünden, birbirimizi duymamamızdan çok şikayetçi. Yazar belki de bu kitabı okuyan birinin bir dakikalığına da olsa durup, yavaşlamasını ve etrafındaki güzellikleri fark etmesini ve dünyaya farklı gözlerle bakmasını istiyor. Hızlı yaşamaya alışkın olan ruhumuza şifa olsun diye yazılmış bir kitap. Eminim yazarın kulağına bunu yapan birinin gitmesi onu çok mesut eder.

“Güzellik ancak ona dikkat edene kendini faş eder.” Hayatın içinde adımlarını yavaşlatan kişi yanından geçtiği bir çocuğun gülümsemesindeki güzelliği fark eder. Zaman penceresinden bakar ve ebediyetten bir an yakalarız. Zaman akıp gidiyor. Hayatın hızına kapılmak yerine arada bir kendimize bir sandalye bulup, soluklanmalı ve güzellikleri aramalı ve onu bulmalıyız.

Kaç zorluğu yendin, kaç savaşı kazandın, kaç kez yeniden iyileştin bak. Kaç kez düştüğün yerden doğruldun bak. Önce insana kıymet ver, kendi nefsindeki Hz. İnsanı bul. Kendini dinlemeyi kendine saygı duymayı ve sevildiğinden işitildiğinden ve saygı duyulduğundan emin olmayı öğren.

Hayatta insanlar en çok kendine kıyar. Yapma yazık etme kendine. Hayata her zaman güzel gözlerle bakıp güzel sözler söyleyip, güzel kitaplar oku. İşte bu kitap da güzelliklerden birisi. At heybene kal sağlıcakla

Kategoriler: Kitap ve Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.