ASRI SAADETİN DİL ALİMİ: ZEYD BİN SABİT R.A

Ayşenur Kaplan tarafından tarihinde yayınlandı

O Allah Rasulü’ün çocuk arkadaşı…

12 yaşında 6 dil bilen Tercümanı…

Kuran ehli bir genç…

Kuran-ı kerim’i en çok yazan vahiy katibi…

22 yaşında Kuranı toplayan heyetin başkanı…

Hakkında hiçbir şaibe bulunmayan bir sahabi…

Zeyd bin sabit r.a, Medine’de doğdu. Neccaroğullarındandı. 6 yaşındayken babasını kaybetti. İslam’la tanışması 9 yaşındayken olmuştu. 1. Akabe görüşmesinde Müslüman olan 6 genç Medine’ye gelip islamı anlatınca Zeyd bin Sabit henüz çocuk olmasına rağmen Müslüman olmuştu. Daha sonra Hz. Peygamber Musab bin Umeyr r. a’yı Medine’ye gönderdiğinde Zeyd Onun en yakın talebesi olmuş ve yanından hiç ayrılmamıştır. Peygamber daha Medine’ye hicret etmeden önce Zeyd ilim öğrenmeye başlamış ve 17 sure ezberlemiştir. Peygamber Medine’ye hicret edince Hz. Zeyd Peygamber s.a. v’in yanına gitmiş, peygamber ondan bir süre okumasını istemiştir. Hz. Zeyd 6 yaşında babasını kaybetmiş bir yetimdir. Ve okumak için seçtiği sure Kaf süresidir. Süre içinde şu ayeti barındırır: ‘ Anolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.’ Yetim olan bir çocuk, yalnız olmadığını, Allah’ın her an onunla olduğunu anlatırcasına bu süreyi Allah Resul’üne okuyunca Peygamber adını öğrendikten sonra ondan bir istekte bulunmuştur. Yahudilere ait olan İbranice ve Süryaniceyi öğrenmesini…

DİL ÖĞRENME SERÜVENİ

Allah Resulü bir devlet başkanıdır. Medine içinde Hristiyan ve Yahudilerin de olduğu bir şehirdir. Başkanı olduğu devletin toplumunun dilini bilen tercümana da ihtiyacı vardır. Bunun için de Zeyd bin Sabit r.a’yı görevlendirmiştir. Zeyd henüz 12 yaşında olmasına rağmen Rasulullah’ın bu isteğini memnuniyetle kabul etmiştir. O devrin Medine’sinde 12 yaşında bir çocuk 2 dili nasıl öğrenecektir?

Yahudiler Medine’nin yerlisi olmamasına rağmen ticaretle meşgul olduklarından Araplardan üst konumdaydılar. Arapların dilini bilir konuşur fakat onlara kesinlikle İbranice öğretmezlerdi. Hz. Zeyd gidip bir Yahudi’den İbranice öğrenemezdi veya bir dil kursu zaten yoktu. Şöyle bir çözüm bulur; Yahudilerin okulunun penceresi önünde oturarak dersleri dinler, zaten zeki ve dil öğrenme kabiliyeti olduğundan 15 gün gibi kısa bir sürede İbraniceyi öğrenir. Hz. Peygamber’e giderek öğrendiğini söyler. Hz. Peygamber kendisini konuşturur ve yazdırır. Daha sonrada tebrik eder. Hz. Zeyd İbraniceyi 15 gün gibi kısa bir sürede tamamen öğrenmiştir. Peygamber kendisine emir verdiğinde ben daha çocuğum bunu nasıl yapayım? Veya Yahudiler dilini öğretmez nasıl öğreneyim diyerek umutsuzluğa kapılmamış, bahaneler arkasına sığınmamış ve elinden gelen gayreti fazlasıyla göstermiştir.  Daha sonra da rumca, kıptiçe, habeşçe de öğrenmiştir ve Peygamber efendimize tercümanlık yapmıştır.

Hz. Zeyd bin sabit o asırda önemli olan tüm dilleri öğrenmiştir. Bir Müslüman olarak bizler de asrımızda olan olaylardan geri duramayız. Asrın imkanlarını en iyi bilen bizler olmalıyız. Hepimiz kendi dilimizden hariç birkaç dil öğrenmemiz gerek. Bu Hz. Peygamber’in emridir aynı zamanda. Bu ay niyet edelim ve bir dili öğrenmek için adım atalım. Niyetimiz Allah rızası olunca devamı muhakkak gelecektir.

VAHİY KATİPLERİNİN EN ÖNEMLİSİ

Zeyd bin sabit aynı zamanda vahiy katiplerinin en önemlilerindendir. Bir defasında Peygamber s.a.v ile diz dize otururken Hz. Peygamber’e vahiy hali gelmiş ve zeyd bin sabit bu anları ‘neredeyse üstünde Peygamber’in dizinin bulunduğu dizim kırılacaktı’ diyerek anlatmıştır. Nübüvvetin ağırlığını fiziki olarak da hissetmiş biridir. Kuranı kerim’i en çok yazan vahiy katibi Zeyd bin sabit r.a’dır. hz. Peygamber ashabı suffa’yı kurunca Zeyd bin sabit’i kuran muallimi olarak atamıştır Ashabı suffa’ya. O vahiy katibi, peygamberin tercümanı ve bir kuran muallimidir. Hemde daha 16 yaşında… hz. Peygamber 16 yaşında bir sahabiye bu kadar önemli görevler vermiştir.

Tebuk savaşında Allah Rasulü  Neccaroğullarının sancağını Ümare r.a’dan alıp Hz. Zeyd bin sabit’e vermiş bunun üzerine Ümare r.a: ‘ ey Allah’ın Rasulü bir kusurum mu oldu?’ deyince Rasulullah: ‘hayır Kuran her şeyde öncedir. Zeyd’in kuran bilgisi senden fazladır.’ Diye cevap vermiştir. Kuran bilgisi öyle önemlidir ki yeryüzündeki tüm rütbeler yanında önemsiz kalır.

HALİFE SEÇİMİ

Hz. Peygamber’in vefatından hemen sonra sahabi efendilerimiz Beni Sakife gölgeliğinde halife seçimi üzerine konuşmaya başlamışlardır. Başsız bir İslam toplumu dağılır, zarar görür çünkü. Efendimiz vefat eder etmez bu işe girişme sebepleri İslam ümmetinin bir halifesi olmadan darmadağın olması korkusudur. Günümüzde bunun ne kadar da ehemmiyetli bir konu olduğunu anlıyoruz. Başsız bir İslam toplumu her türlü zarara açıktır.

Sahabiler konuşurken Ensardan sahabiler hilafetin kendilerinin hakları olduğunu söylüyordu. Ensardan bir sahabi olan Zeyd bin sabit söz alarak hilafetin Muhacirden birinin, hz. Ebubekir’in hakkı olduğunu söyledi. Bunun üzerine halife Hz. Ebubekir seçilmiştir.

KURANIN TOPLANMASI

Hz. Ebubekir devrinde Yemâme savaşında 70 kuran hafızı vefat edince Hz. Ömer Hz. Ebubekir’in yanına gidip kuran hafızlarının vefat etmesinin kendisini endişelendirdiğini, Kuranı Kerim’i tek bir kitap haline getirmelerinin iyi olacağını söylemiştir. Hz. Ebubekir hz. Peygamber’in yapmadığı bir şeyi yapmaktan imtina ettiğini görünce de Hz. Peygamber hayattayken vahiy devam ediyordu o yüzden tek bir kitap haline getiremedi diyerek hz. Ebubekir’i ikna etmeye çalıştır. Hz. Ebubekir bir müddet düşündükten sonra kabul etti. Daha sonra vahiy katiplerinden oluşan bir heyet kuruldu, heyet başkanı olarak da Zeyd bin sabit seçildi. Seçimin sonucunda Hz. Ebubekir isabetli bir karar olduğunu Zeyd’in hakkında hiçbir şaibe bulunmadığını ifade etmiştir.

Bir yıllık çalışma sonunda kuranı kerim iki kapak arasında toplanmıştır. Zeyd bu görevin ağırlığını şu sözler ile ifade etmiştir;

‘sırtıma dağları yükleselerdi bu görev yanında çok hafif kalırdı’

KURANI KERİMİN ÇOĞATILMASI

Maveraünnehir fetihleri esnasında orduda bulunan Huzeyfe bin Yeman r.a orduda askerlerin kuranı farklı farklı okuduğunu görünce tehlikeyi fark etti ve devrin halifesi Hz. Osman’ı bu konuda uyardı. Kuranı kerim lafızlarının korunması için çoğaltılması ve önemli İslam kentlerine gönderilmesi gerekiyordu. Çoğaltılma işlemi için tekrardan bir heyet kuruldu ve heyet başkanlığını yine Zeyd bin Sabit r.a üstlendi. Bu çalışma ile 7 tane Mushaf çoğaltıldı ve biri Medine’de kalmak üzere 6 İslam şehrine gönderildi.

FERAİZİ EN İYİ BİLEN KİŞİ

Hz. Zeyd bin sabit, en zor ilimlerden olan Feraiz yani miras hukukunu en iyi bilen kişidir. Hz. Ömer devrinde kadılık görevine tayin edilmiştir. Hz. Abdullah bin Abbas r.a zaman zaman kendisinden bilgi öğrenmeye gelirdi. Sahabi efendilerimiz alimlere nasıl hürmet etmemiz gerektiğini de bize en güzel öğretenlerdir. Abdullah bin Abbas r.a hz. Zeyd bin Sabit’e o kadar hürmet ederdi ki o atına bineceği zaman ayağının altına destek olurdu. Hz. Zeyd ne  yaptığını sorunca da: ‘ biz Rasulullah’tan ilim ehline böyle hürmet etmeyi öğrendik.’’ Diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Zeyd r.a hz. İbn Abbas’ın ellerini öpmüştür. Hz. İbn Abbas ne yaptığını sorunca bu defa da O ‘ biz RAsulullah’tan Ehli Beyte böyle hürmet etmeyi öğrendik’ demiştir.

 Vefat ettiğinde sahabiler ‘yeryüzünün alimi öldü’ diyerek kendisinin ilminin büyüklüğünü ifade etmişlerdir.

Hz. Zeyd Bin Sabit r.a … kuran ehli bir sahabiydi… kuranı en çok yazan, en iyi yaşayanlardan… henüz 12 yaşında bir tercüman, 22 yaşında kuranı toplayan heyetin başkanı… hasılı ilim ile Rasulullah’ın emirleri ile yoğrulmuş bir ömürdü Onunkisi… Rabbim hayatından dersler çıkartabilmeyi ve şefaatlerine nail eylesin…

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3756

https://www.milatgazetesi.com/arsiv/sahabelerin-bilinmeyen-ozellikleri/haber-50112

Kategoriler: Asr-ı Saadet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.