AĞLAYAN ÇOCUKLAR DAHA MI MUTLU?

admin tarafından tarihinde yayınlandı

En çok onların saf ve temiz yüreklerine yakışıyor mutluluk. En çok çocukların parlayan gözleri hak ediyor mutlu olmayı. Hüznün ve üzüntünün çocukların o masum dünyasından uzak kalmasını temenni ederek başlamak istiyorum yazıma.

Bizler bu ayki konumuzu hüzün olarak belirledik. Fakat ben çocuk gelişimi alanında hüzünden ziyade çocuklarda ağlama olaylarından bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz gibi insan birçok farklı duyguyla dünyaya gelir. Mutluluk kadar üzüntü, pişmanlık kadar endişe de bizim duygularımızdır. Bu sebeple gülmek ne kadar doğalsa ağlamak da o kadar doğaldır. Fakat şu zamanda toplum bize sürekli mutlu olmamız gerektiğini ve diğer duygularımızı görmezden gelip, üstünü örtmemizi dayatıyor. Tabi biz de farkında olmadan çocuklarımıza bunu dayatıyoruz. Ağlamasına tahammül edemiyoruz ya da ağlamasının arkasındaki nedeni görmek istemiyoruz. Gerçekten istediğimiz çocuklarımız mutlu olmasa bile yüzlerinde tebessümle gezerek mutluymuş gibi davranmaları mı? Hiçbir ebeveynin böyle düşündüğünü zannetmiyorum. O halde neden çocuklarımızın ağlamalarına tahammül edemiyoruz? Belki de biz çocukken ağladığımızda ebeveynimiz de bizim şimdi çocuğumuza yaptığımız gibi ağlamamıza tahammül edememiştir. Halbuki biz ağladığımızda ebeveynimiz bizimle doğru bir iletişim kursaydı belki şimdi ağlayan bir çocukla nasıl iletişim kurulur, hangi davranış şekli doğrudur, sorularına daha rahat cevap verebilirdik. Tabi zamanında bir şeyler yolunda gitmedi diye şimdi de bu akışı sürdürecek değiliz.

Ebeveyn olarak öğrenmemiz gereken ilk şey ağlayan çocuk susturulmaz sadece onunla doğru iletişim kurulur. Peki doğru iletişim nasıl kurulur? Bu konuda çeşitli aile davranışları var. Mesela kimi aile çocuk sosyal ortamda ağladığında onu görmezden gelerek işlerin çözüleceğini düşünür. Kimisi de ağlayan çocukla konuşmaya çalışır. Aslında bu davranışlara doğru ya da yanlış demek oldukça güçtür fakat yapılabilecek en iyi hamle ağlamanın nedenini öğrenmek. Yani ağlamanın bir adım öncesine giderek daha başlamadan önlemek. Peki çocuklar niçin ağlar? Bebekler ilk doğduklarında ağlamayı iletişim kurma şekli olarak kullanırlar. Daha sonra konuşmayı öğrenen bebek iletişim kurmak için ağlamayı bırakır. Ebeveyniyle iletişim kurmak isteyen çocuk konuştuğunda dinlenmiyorsa sizce ne yapar? Elbette daha önce dinlenildiği bir şekilde iletişim kurar, yani ağlar. Zaten çocuk bir kere bu yolu dener ve başarılı olursa yani ağladığında bir şekilde isteklerini kabul ettirebiliyorsa artık çocuk sürekli bu yönteme başvuracaktır. İsteklerini kabul ettirmek için sürekli ağlayan bir çocuk düşüncesi bile insanı yoruyor. Ama bu durumda kaçırdığımız bir şey var. Çocuğun böyle davranmasının önünü biz açtık. Ya onu dinlemedik ya da ağlamasına tahammül edemedik. O halde çözümü de biz bulmalıyız.

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki çocuklar her istediği yapıldığı zaman mutlu olmazlar. Bu durumu yetişkin olarak kendiniz için düşünün. Her ağladığınızda sizin neden onu istediğiniz sorulmadan isteğiniz yerine getirilse ve istediğiniz her şeye çaba sarf etmeden sadece ağlayarak sahip olsanız. Başta her şey güzel görünebilir. Fakat ilerleyen zamanlarda karşınızdaki kişinin size değer vermediğini ya da sadece susmanız için sorgulamadan isteklerinizi yerine getirdiğini düşünebilirsiniz. Bu yetişkin için çok kötü bir hisken çocuklarda durum daha da kötü olabilir. Diğer bir açıdan sürekli ağlayan çocuğumuz sosyal ortamlara girdiğinde etrafındaki insanlara da aynı şekilde davranabileceğini düşünür. Fakat durum çok farkı olur. Kimse onun ağlamasını aldırmaz ve arkadaşları tarafından dışlanabilir. Küçükken isteklerini ağlayarak yaptıran bir çocuk ileriki hayatında gerçek zorluklarla karşılaşınca ne yapacak? Sürekli sırtını sıvazlayan ailesi yanında olamayacak. Zorluklar karşında kendini güçsüz ve çaresiz hissedecek. Hepimiz biliyoruz ki bu duygular çocuğumuzun hayatını olumsuz etkiler.

Durumun ciddiyetinde anlaştık değil mi? O halde şimdi gözlerinizi kapatın ve ağlayarak isteğini yaptırmak isteyen bir çocuk düşünün. Ne yapardınız? Bu konuda size tavsiye verecek pozisyonda olduğumu düşünmüyorum. Sadece sizin yerinizde ben olsam ne yapardım ondan bahsedeceğim. Her ebeveyn kendi çocuğunu tanır. İlk olarak çocuğun ağlamasının şiddetini gözlemlerdim. Normal bir ağlama mı yoksa her zamankinden daha mı farklı? Daha sonraki adımım ağlamanın gerçekleştiği ortama göre değişirdi. Eğer ağlama çocuğun kendi ortamında (evde ya da kendini rahat hissettiği bir yer) gerçekleşiyorsa ve normal bir ağlamaysa çocuğu yalnız bırakıp ağlamasını bitirmesini bekler ve daha sonra çocuk benle konuşmak isterse onu sakince dinler ve kendini iyi hissetmesini sağlayacak şeyler söyleyip ona sıkıca sarılırdım. Fakat ağlama dışarıda ya da kalabalık bir yerde gerçekleşiyorsa bu kadar sakin davranabileceğimi sanmıyorum. Belki de yapılması gereken şey sakinlikle karşılamak fakat etraftaki bu çocuk neden ağlıyor ve çocukla neden ilgilenmiyorsun bakışlarını şimdiden üzerimde hissedebiliyorum. Burada bana göre yapılacak en doğru şey çocuğu kalabalıktan kurtarıp daha sakin bir yere götürmek ve çocuğun ne istediğini sorarak konuşmasını sağlamak.

Ne olursa olsun bir kere çocuğunuza ağlayarak istediklerini yaptıramazsın mesajı verdiyseniz sözünüzde durmaya gayret edin çünkü çocuklar çok çabuk öğrenir ve unutmazlar. Söylemlerinizle ve davranışınızla karalı bir şekilde hayır dediğinizde birkaç denemeden sonra ağlamaktan vazgeçip başka yollar arayacaktır. Bu süreçte en önemli iki şey kararlılık ve sabır.

Yazının başından beri bir kriz durumu olarak ağlamaktan bahsettik fakat ağlamanın insana iyi gelen, insanı rahatlatan bir yanı da var. Çocuklar duygularını rahatça ifade edemediklerinde, yoğun bir gün geçirdiklerinde; kendini rahat hissettiği bir yerde sebepsizce ağlayabilirler. Bu durum gayet normal ve faydalıdır. Çocuk içindeki kalan duyguları dışa vurur ve rahatlar. Bu durumda da yapılabilecek en iyi şey çocuğun ağlamasının bitmesine izin vermek ve ona sıkıca sarılmak. Bir ebeveyn olarak ağlayabilen çocuklar yetiştirmek çok önemli. Eğer çocuğumuzun yeterince ağlamasına izin vermezsek bir yetişkin olduğunda da duygularını gizlemesi gerektiğini düşünebilir. Duygularını paylaşmayan insanlar kendini ifade edemedikçe içinde bir öfke oluşur. Dünyadaki her şeye ve herkese karşı bir öfke. İçinde fırtınalar kopsa bile yüzünde ufak bir tebessüm bulundurmak zorundadır. İşte o zaman hayat gerçekten zorlaşır.

 Nedense ağlayan insanların daha mutlu olacağını düşünürüm ben. Bilimsel olarak da ağladıktan sonra mutlu oluyormuşuz. Bütün duygularınızı rahatça ifade edebildiğiniz ve aynı şekilde böyle çocuklar yetiştireceğiniz bir hayat diliyorum. Sevgiyle kalın.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.