En Büyük Dert Benim

Kevser Döne tarafından tarihinde yayınlandı

“Hüzün kanamayan yara olup belki de yıllar boyunca yaşanan onca acının, gadre ve ihanete uğramışlığın, aldatılmışlığın, sayısız hayal kırıklığının gözlerinizin içinde yuvalanması ve hayattaki son nefesi verinceye değin o yuvadan bir daha çıkmamasıdır.” Mustafa Öztürk
Psikolojiye göre manevi acıların da meydana getirdiği hüznün içerisine dahil olduğu birtakım duygusal haller, kişinin iştahının kapanmasına, sindirim sisteminin yavaş çalışmasına, yüzündeki canlılığının azalmasına, beden enerjisinin düşmesine sebebiyet verir. Bu duygulardan bazıları, hüzün, nefret, gerginlik ve şiddet sayılmaktadır. Bunların oluşmalarına zemin hazırlayan da iç dengeyi korumaya yönelik temel psikolojik durumlardır.
Bireyin hiçbir yaşantısının olmamasına rağmen hüzünlü şarkılarda depresyon kıvamına gelme hali melankoli halidir. Melankoliyi diğer bir tarifle hüzün duymaktan keyif alma halidir diyebiliriz. Yani bu modda kalan insanlar bir yandan yalnız kalmak isterken bir yandan da bundan büyük acı duyarlar. Kendileri bu durumu çaresizlik diye adlandırsalar da aslında dikkat çekmek ve çevresinden ilgi görmek temel amaçları olur. Bu istek bilinç dışında gelişen süreçle ortaya çıkar. Bu insanlar sürekli yalnız, hayattan bezmiş, yorgun, çaresiz bir şekilde yaşarlar.
İnsan sevdiği bir şeyi kaybetmesinden sonra melankoli havasına girer. Neyin kaybolduğu tam olarak bilinmez ve bu bilinmezlik egoda sarsılmalara ve benlik saygısında düşüşe sebep olur. Bu kişiler bunu genelde çocukluğundan beri yaşarlar. Toplumun ezici tavrı en büyük etkendir. Çocukluğunu bir hiçmiş gibi geçiren bireyler büyüdüğü zaman da artık o hiçlikten kurtulmak ve var olmak ister. Farkına bile varmadan melankolik mizacına bürünüp bu şekilde bir çözüm sürecine girerler. İnsanlardan ilgi alakayı bu şekilde kazanacağını düşünürler. Bu insanlar başlarına bir müsibet geldiğinde derin üzüntü duymazlar ve gelen ziyaretçilerini gördükçe keyifleri yerine gelir çünkü yıllardır aradığı ilgiyi elde etmişlerdir. Bunların yanında toplumumuz dert sahibi olmaktan keyif alıyor hatta bir çok insan kendi derdini diğer insanlarınkiyle yarıştırıp en büyüğünün kendisinde olduğunu ikna etmeye çalışıyor çünkü büyük dert sahibi olmak sorumluluktan kaçma şansını kazandırıyor. Birde bu dertlerin sürekli olduğunu düşünürsek insanın hüzünden keyif almaması mümkün olmuyor.
Aslında hüzünden keyif almaktan ziyade hüzünle yüzleşmemiz ve ondan bir şeyler öğrenmemiz gerekir. İnsan kendi acizliğini kabul etmeli ve hayata tevazuyla bakabilmelidir. Tevazu zor kazanılan ve yaşam kalitemizi arttıran bir faktördür. Yani aslında birçok duygu gibi hüznün de belli bir düzeyde yaşanılması bireye geniş çaplı fayda kazandırmakta. Hüzün kötü bir duygu değildir ki zaten Allahın yarattığı her türlü şeyin insana bir yerden faydası muhakkak vardır. Bize kalan ise bu faydayı kovalayıp yakalamaktadır.

“Hüzün bizi en çıplak varoluşumuzla karşılaştırır, bizi sahte bir dünyada sahici kılar.” Kemal Sayar

Kevser Döne/RPD Öğrencisi

Kaynakça

https://kemalsayar.com/basinda/biz-cins-bir-milletiz-aksam-gazetesi

https://www.google.com/amp/s/www.karar.com/fast-pages/google/yazarlar/mustafa-ozturk/hazreti-huzun-798


1 yorum

Habibe · 11 Eylül 2019 22:41 tarihinde

Merhabalar..Bende o bahsettiğiniz melankoli haline girebiliyorum çoğu zaman ama bu bana rahatlama sağlıyor sizin bahsettiğiniz gibi kendimi yalnız hissediyorum evet ama bir süre sonra bu yalnızlık hissi bi nevi mutluluğa dönüşüyor. Bu arada yazınızı çok beğendim takipçinizim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir